HOŞ GELDİNİZ

maden ve madenciliğe ilişkin yazı, fotoğraf, belge ve bilgilerin paylaşılması amacıyla hazırladığım bu sayfaya isteyen herkes katkı sunabilir. bilgi örgütlendikçe anlam kazanır, insan öğrendikçe...

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Abi Ne Olacak Halimiz?

Eve gidiyordum. Tanıdığım gençlerden biriyle karşılaştım. Konuşmak istediğini söyleyerek kahvehaneye çağırdı. Daha sonra bir-iki derken yedi kişi oldular. Hepsi işsiz. İçlerinde askerliğini yapmış olanlar var. Lise sonda okuyanlar, üniversite sınavına girecek olanlar var.

Ortak kaygıları işsizlik ve yoksulluk. Bazıları kısa süreli işlerde çalışarak harçlıklarını çıkarmış olmanın günlük hazzını yaşıyorlar. Ancak sigortalı bir işe girememiş olmanın yarattığı gelecek kaygısı da, çıkacak bir iş olanağını kaçırmamanın telaşı da seziliyor konuşma aralarında.
Yaklaşık 3,5 saat süren keyifli ancak hüzünlü bir konuşma sonrası hem üzüldüm,hem sevindim.

ÜZÜLDÜM
Üzüldüm. Çünkü, toplum içinde varolmak ve ayakları üzerinde durabilmek için çırpındıkça umutsuzluğa kapıldıklarını gözlemledim. Israrla: “Nolacak abi bizim halimiz” sorusunu ve geçmişten bugüne kendilerine verilen iş sözlerini anımsatıyorlar. Üzüldüm. Çünkü, boşa çıkarılmış umutların ve köreltilen güvenin izlerini gördüm konuşmalarında.

Alacaağzı’nın üretime geçeceği anı bekliyorlar. Böylece ocağa (işe) girme olanağı bularak yarınlarını kurtaracaklarını düşünüyorlar. 700-800 YTL. arası bir aylık ücret, düzenli olarak ödenecek sigorta primi yetiyor onlara.

TTK’da çalışıyor olmam nedeniyle; “Alacaağzı ne zaman başlar abi?” sorusuyla neredeyse her gün karşılaşıyorum. Bu sohbet sırasında da soruldu.
Üzüldüm. Çünkü, sigara, çay-kahve paralarını bile ailelerinden istemek zorunda kalmalarının ezikliğini duyabiliyorum. Canı çok sıkılıp da paylaşmak isteyenler bunu da anlatıyorlar zaten. Belki yardımcı olabileceğimi düşünüyorlar. Belki de yalnızca rahatlamak için anlatıyorlar. Üzüldüm. Birşey yapamıyor olmanın ezikliğini duyumsadım içten içe.

SEVİNDİM
Sevindim, Çünkü, kendilerini en çok etkileyen ve ilgilendiren işsizlik sorunuyla birlikte ülke sorunlarına da duyarlılar.

Ermeni sorunu, Kıbrıs, AB gibi uluslararası sorunların yanında Apo’nun yeniden yargılanması, gelir dağılımındaki adaletsizlik, Erdemir’in özelleştirilmesi gibi ulusal sorunlara da duyarlılar. Ulusal ve bölgesel gündemlere uzak değiller.

Ancak, uluslararası sorunlar dahil olayları Kurtlar Vadisi dizisinde izledikleriyle paralellikler kurarak açıklamaya çalışmak gibi kolaycı eğilimleri var. Elbette etkileşimler de yaşanıyor. (Fakat söz konusu dizide devlet dışında herkes görülüyor. Bu noktada yaşanan etkileşimlerle liselerde konseyler kuruluyor. Baronların elleri öpülüyor. Bunları gazete haberlerinden izliyoruz zaten.) Gerçi bizim gençlerin konsey ve baronları yok.

Sohbet sırasında gördüğüm ve beni en çok sevindiren olay: Gençlerin açık sözlü ve dürüst olmalarıydı. Yaklaşık 3,5 saat. Sıkılmadan, bıkmadan aramıza duvarlar örmeden hoş bir sohbet. Ve düşündüm. Bu ülkeyi yönetenler bu gençler kadar düşünüyorlar mı, “Bizim halimiz ne olacak abi?” sorusunun yanıtını. Sanmam. Oysa çalışmaya hazır, pırıl pırıl bir gençlik tüm iyimserliğini koruyarak aş-iş ve sigorta umuduyla bekliyor.

“Devlet iş kapısı olmaktan çıkmıştır” sözü bile onların devletten beklentilerini yok etmiyor. “Devlet bize iş bulmayacak, iş alanları yaratmayacaksa vatandaşlıktan da atsın.” diyor biri. Bol bol çay ve sigara...Bakıyorum bur rahatsızlık, bir sıkılma duymaksızın saat 23:30’a kadar konuşmuşuz.

Gördüğüm en önemli şey; karşılıklı olarak birbirimize değer verdiğimizi duyumsadıkça daha içtenlikli bir hava oluşuyor. Ve bizim bu tür sohbetlere ne denli gereksinim duyduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyorum eve giderken.

Ve işsizlik psikolojisinin gençler üzerinde yarattığı düşünsel yıkımı görmenin, elimden birşey gelmeyişinin ezikliği içerisinde varıyorum eve. Söze dönüştürebildikleri çaresizliklerini ve sıkıntılarını paylaşabiliyorum ancak. Ya söze dönüşmeyen ve yüreklerini kemirenler...

Yollarımız başlıklı yazım sonrası duyarlılık göstererek girişimlerde bulunan Kaymakamımız Sayın Aziz İNCİ’ye teşekkür ederim. Sıra diğer ilgililerde.

Hiç yorum yok:

YEDİ MART SEKSENÜÇ ÜÇ MART DOKSANİKİ VE TÜM MADEN ŞEHİTLERİNE

hangi köyün yüreği / hangi ananın gözyaşları / tutabilir yasınızı // bilmem kaç yedi kat altında / yatarken yerin / okuttular kur’an’ınızı / yatış şeklinizi bile bilmeden // ilk size kuruldu/ cenazesiz gömütlükler/ -dünyada yüreğim gömüt size-// bilmem kaç yedi kat altında yerin / yatarken sizler / yemin ettim böylesinin sürmeyeceğine // yemin ettim/ yatış şeklinizi bilmeden// bilin ki dostlarım / dimdik ve ayaktasınız / yüreğim gömüt size...// Armutçuk-Kozlu 10/03/92 / salim çalık / GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.36)

geleceğe dikiliyor gömüt taşları



biliyorum
kendisini kirleterek tükeniyor
umutla süslenmiş gelecek günler

şimdi
bir bir içime gömülüyor
yaşamda alacağı kalan çocuklar
ömrü metaya değişilen işçiler
içime gömülüyor
töreye kurban edilen kadınlar
ve karşılıklı dağlara sürülüyor gençler
gömüt taşları geleceğe dikiliyor
gömüt taşları iki parça yüreğime

şimdi
tepeden tırnağa utançla
__ipe çekiyorum mutluluk düşlerimi
acı ve hüzün ötesi yaralı duygularla
__tenime gömüyorum gülüşlerimi

………………kasım-aralık 2007
salim çalık