HOŞ GELDİNİZ

maden ve madenciliğe ilişkin yazı, fotoğraf, belge ve bilgilerin paylaşılması amacıyla hazırladığım bu sayfaya isteyen herkes katkı sunabilir. bilgi örgütlendikçe anlam kazanır, insan öğrendikçe...

karadon grizusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karadon grizusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2015 Çarşamba

kömüre kurulu ömür-ler

ermenek (karaman) 22 kasım 2003-10 madenci
küre (kastamonu) 08 eylül 2004- 19 madenci
dursunbeyli (balıkesir) 02 haziran 2006- 17 madenci
mustafakemalpaşa (bursa)11 aralık 2009- 19 madenci
dursunbeyli (balıkesir) 24 şubat 2010- 13 madenci
karadon (zonguldak) 17.mayıs 2010- 30 madenci
afşin elbistan 09 şubat 2011- 10 madenci
kozlu (zonguldak) 08 ocak 2013- 8 madenci
soma (manisa) 13 mayıs 2014- 301 madenci
ermenek (karaman) 28 ekim 2014- 18 madenci


yukarıdaki veriler son 13 yıl içinde madenlerde yaşanan toplu ölümlere ait veriler... bunların çoğu medyada haber oldu, birçoğu ilk günlerde bizi sarstı...
oysa bir de medyada haber olamayan, tek tek yaşanan ve/ veya gizlenen ölümler var ki, yalnızca ölenin ailesi, akraba ve arkadaşları biliyor, acı düştüğü yerde kalıyor...

madenciler ekmek parası için çalışmaya değil de, savaşmaya gidiyorlar sanki...son 49 yılda almanya'da 1 kişinin bile ölmediğini, avrupa'nın en büyük kömür ocaklarını işleten ülkelerde ölüm yaşanmadığını bilmek bizim ölümlerimizi daha da dramatik kılıyor... üretilen kömür oranı ve çalıştırılan işçi sayısına göre düşünüldüğünde ülkemizdeki madenci ölümleri çin'i de geçmiş durumda....

nevzat candan 15 yıllık maden işçisiydi... geride bir eş, iki çocuk bıraktı... madenci (emekçi) ölümlerini geride kalanlar açısından da düşünmek zorundayız... yalnızca acının en sıcak olduğu anda değil, daha daha sonrası için de... eşini yitirmiş bir kadının, babasını yitirmiş çocukların bir ömür taşıyacakları yoksunlukları da düşünmek zorundayız...

hangi üretim, hangi değer, hangi zenginlik bir eşin, bir babanın yerini tutabilir...? kimin böylesi ölümlere göz yummaya, fıtrat saymaya hakkı var? ekmeğin bedeli can olmuş bu ülkede, kimin ekmeğimize, emeğimize kan sıçratmaya hakkı var...?

nevzat candan ve yaşamları kömüre yeğ tutulmuş tüm madencilerin ışıklar içinde uyuması, kalanların kanla yıkanmış ekmeklerine, canlarına ve madenlere sahip çıkmaları umuduyla, umudumuzla....

salim çalık

30 Ekim 2014 Perşembe

kara düzen yönetim, kara düzen işletmecilik

maden işçilerinin ücretlerinin 2 asgari ücret tutarından az olamayacağı ve günlük çalışma saatinin 6 saati geçemeyeceğini düzenleyen torba yasa sonrası; zonguldak, aydın, soma vb. birçok maden işletmesinde olduğu gibi; eremenek'teki bu ocağın patronu da maliyetleri gerekçe yaparak işçileri eve gönderdi ve eyleme zorladı...

bu ocakta 1 ay üretim yapılmadı, çalışılmadı. madencilikten az çok anlayan herkes bilir ki; 10-15 gün çalışılmayan, yeterince bakım yapılmayan (suyu dışarı basılmayan, gazı ölçülmeyen, tahkimatları ocak içi direkleri kontrol edilmeyen vb.) ocaklarda risk artar.

bu ocağın yakınlarında bir baraj olduğu, konya havzasının yeraltı su yapısı dikkate alındığında ocak içi çalışmalarda 25 metrelik kontrol sondajlarıyla gaz ve suyun durumunun ölçülmesi gerekirdi. bunun yapılmadığı kesin görünüyor... bu kontrol sondajları madenciliğin olmazsa olmazlarındandır. ister18 işçinin sular altında kaldığı ocağın yanındaki terk edilmiş ocakta biriken suyun, ister yeraltı su kaynaklarının sonucunda olsun; bu sondajlar yapılmış olsaydı çalışma yapılan yer ile su arasındaki duvar kalınlığı da görülebilirdi.

kozlu'da yapılmayan bu sondajlar metan degajına yol açıp 8 madencinin göçükte kalarak ölümüne yol açmıştı, sanırım ermenek'te de boğulmalarına yol açacak...

ermenek’te ocak içindeki suyun tahliye edilmesi için bahçe sulamakta kullanılan hortumlardan az daha büyük hortumlar kullanılıyor. oysa 1992 yılındaki kozlu grizusu sonrası ocaklardaki yangını söndürmek için bütün ocak suyla doldurulmuş, sonra su tekrar dışarı tahliye edilmiştir. buradaki su miktarı bin ton değil, milyon tonla ifade edilebilecek miktardaydı ve günde 30 bin tona yakın su tahliye edilebiliyordu. anlayamadığım enerji bakanlığı ttk’nın bu araç gereçlerini neden kullanmıyor; dönemin yönetici ve teknik elemanlarından bilgi almıyor?

İktidar bir yasa çıkarıyor, işveren görünümlü sermaye teröristleri uygulamıyor; kimse de “kardeşim herkes yasalara uymak zorundadır” diyemiyor… birileri bakıyor madencilikte iyi para var, iktidar gelecek yılların elektrik üretimini termik santrallere bağlamış, %40’a çıkarma kararı almış; bakkal dükkanı açar gibi maden ocağı açmış… devlet memur, işçi alımlarında diploma, branş şartları koyarak yoksulların imanını gevretirken; maden şirketi kuruyorum diyenlere deneyim, bilgi, sermaye birikimi, yeterlilik gibi soruları sormadan ruhsat veriyor.

sonuç; ermenek, soma, mustafa kemal paşa, dursunbeyli, afşin elbistan, kozlu, karadon…. yani kara düzen yönetim, kara düzen işletmecilik...

salim çalık

canlarımızdır bizim maliyetimiz

Osman Çoksöyler
Hüsnü Çolak
Ali Haznedar
Kerim Haznedar
Mehmet Tokat
Hüseyin Çolak
İsa Gözbaşı
Bahri Üzer
Kamil Yaman
Tezcan Gökçe
Uğur İlhan
Hüseyin Gültekin
İsmail Gürses
Mehmet Baha
Mehmet Özcan
Hasan Tuncer
Recep Çiloğlu ,
Ömer Cansu

her zaman olduğu gibi hepsinin adı UMUT şimdi. "umut fakirin ekmeği ye babam ye" demekten vazgeçip, UMUT'un yanına kavgayı, bilimi, dayanışmayı eklemek zorundayız. sözleşmeyle, savaşımla alınamayan ücret artışları, emeklilik yaşının düşürülmesi, çalışma sürelerinin düzenlenmesi gibi haklar 301 MADENCİNİN BEDELİ olarak verildi bize. 

umut olmamakla birlikte, yeniden ocak başlarında çakılı kalmamak için, yaşama hakkımız için, sevdiklerimiz için, insan olduğumuz için İŞÇİ SAĞLIĞI ve İŞ GÜVENLİĞİ düzenlemeleri ve denetimlerin bağımsız, özerk (içinde emek örgütlerinin de olduğu) kurullar tarafından yapılması için ayağa kalmak zorundayız.

bizi işsizlikle tehdit edip, kendileri hesabına eyleme zorlayan patronlar için değil can güvenliğimiz için ayağa kalkmak zorundayız.

patronların maliyetleri için yeni düzenlemeler yapan iktidara; İŞÇİLERİN MALİYETİ CANLARI OLUYOR ! MALİYETLERİMİZİ EN AZA İNDİRECEK (CAN GÜVENLİĞİMİZİ SAĞLAYACAK) DÜZENLEMELER İSTİYORUZ DİYEREK AYAĞA KALKMA ZAMANIDIR...


salim çalık

6 Haziran 2014 Cuma

maden şehitlerine, madenciye


ÖNERİLER

Tüm işletmelerdeki iş güvenliğinden sorumlu müdür, başmühendis ve mühendisler görev yaptıkları işletmenin değil Çalışma Bakanlığı’nın kadrosunda olmalıdır. Böylece işten atılma, sosyal haklar, terfi gibi endişelerden uzak ve doğrudan bakanlığa karşı sorumlu olacağından gerekli önlemlerin alınması için müdahalede bulunabilecektir. (Bu personellerin maaşları çalıştıkları firma tarafından Çalışma Bakanlığı’nın hesabına yatırılabilir.)

Bakanlık bünyesinde işyeri denetimleri için kurulacak birimlerde; ilgili işyerindeki işçi ve kamu sendikalarının, meslek örgütlerinin temsilcilerinin bulunması sağlanmalıdır.

Özel ocaklar başta olmak üzere belirlenen eksiklikler grizu ve göçüğe neden olabilecek durumdaysa üretim durdurulmalı, bu eksikliklerin giderilmemesi durumunda maden işletmesi kamulaştırılarak çalışan işçilerin işsiz kalması önlenmelidir.

Kamuya ait ocaklar da dahil, taşeronlaştırmadan ve özelleştirmelerden vazgeçilmelidir. Aynı işyerinde birden fazla şirketin bulunması iş uyumunu ve ana işverenin denetimini engellemektedir.

Taşeronların çalıştığı ve neden oldukları kazalar sonrası ortaya çıkan tüm maddi ve manevi kayıplar, ocakta meydana hasar ve iş kayıplarının bedeli taşerondan tahsil edilmelidir.

Grizu ve göçükler başta olmak üzere iş kazaları sonrası görülen mahkemelerde işçi ve kamu sendikaları müdahil olmalıdır.

Sendikalar imzaladıkları toplu iş sözleşmelerinde iş güvenliğini düzenleyen maddelere sendika ve meslek örgütlerinin etkisini (hatta yetkisini) artıran hükümler için tüm güçlerini kullanmalılar.

Tüm maden işletmelerinde tahlisiye istasyonlarının kurulması zorunlu duruma getirilmeli, küçük ölçekli oldukları için tahlisiye istasyonu kurmaktan kaçınan fakat birbirine yakın ocakların ise ortaklaşa olarak tahlisiye istasyonları kurmaları Çalışma Bakanlığı tarafından düzenlenmelidir

salim çalık
("madenlerdeki kazaların düşündükleri" başlıklı yazımın son bölümünden alıntı)

17 Mayıs 2014 Cumartesi

armutçuk maden işçileri

15.05.2014 tarihinde 1 günlük genel grev doğrultusunda iş bırakan türkiye taşkömürü kurumu armutçuk müessesesi maden işçilerinin kuyubaşındaki görüntülerinden kareler.
kandilli belediye başkanı mustafa aydın da madencilerin eylemine katılarak başsağlığı dileğinde bulundu....
















(17 mayıs) karadon grizusu şehitlerine



(grizu yangınıyla kavrulmuş madencilerin
çığlıklarını çıkarabildiniz mi yeryüzüne)

ey! “mesleğin doğasında var bu ölümler
bunu bilerek madene iniyor madenciler”
diyen boşbakan
sen hiç yanarak öldün mü
sevdiğine bile gösterilmeden gömüldün mü

ey! “çok güzel öldüler” diyen bakan
sen bakarken boğuldu, yandı bunca can
kuyubaşında ölüp ölüp dirilirken kalanlar
sen hiç boğuldun mu bakan
lime lime yandın mı
bir kadın olup
santim santim kafesin çıkışına çakıldın mı

beyler! başınıza çalın yazınızı, yazgınızı
güzel ölümlerinizi sevdiklerinize saklayın
çekin ellerinizi, gözlerinizi çekin üzerimden
grizudan yıkıcı dilinizle kentimi kanatmayın

ey boşbakan, ey bakan!
ey cesetler üzerinde el etek yalayan
sizin çocuklarınızın adları işlenip bronza
kentin orta yerine şehit diye çakıldı mı

salim çalık

17 mayıs 2010 tarihinde karadon maden işletmesi'nde (zonguldak) taşeron şirkette çalışan 30 maden işçisi iş cinayetine kurban edildi.


13 mayıs 2014'te soma'da ölenlerin sayısı bile belirlenemiyor. şu an açıklanan sayı 301 kişinin öldüğü yönünde olsa da, çalışanların, bölge halkının açıklamaları, enerji bakanının konuşmalarının aralarında "ocaktan maden işçisi olmayanlar da çıkabilir" sözleri, soma'da ölen madenci sayısının çok daha fazla olduğunu gösteriyor.

türkiye madencilik tarihinde mart ayı (07 mart 1983 tarihinde armutçuk'ta 103 işçinin - 03 mart 1992 tarihinde kozlu'da 263 işçinin ölümüyle) acıyla anılıyordu. şimdi mayıs ayı da madencilerin acılarının yoğunlaştığı bir ay olacak... ve iş cinayetleri bu biçimde sürerse takvim yapraklarında madenciye ağıtlı, acılı günler düşecek...

YEDİ MART SEKSENÜÇ ÜÇ MART DOKSANİKİ VE TÜM MADEN ŞEHİTLERİNE

hangi köyün yüreği / hangi ananın gözyaşları / tutabilir yasınızı // bilmem kaç yedi kat altında / yatarken yerin / okuttular kur’an’ınızı / yatış şeklinizi bile bilmeden // ilk size kuruldu/ cenazesiz gömütlükler/ -dünyada yüreğim gömüt size-// bilmem kaç yedi kat altında yerin / yatarken sizler / yemin ettim böylesinin sürmeyeceğine // yemin ettim/ yatış şeklinizi bilmeden// bilin ki dostlarım / dimdik ve ayaktasınız / yüreğim gömüt size...// Armutçuk-Kozlu 10/03/92 / salim çalık / GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.36)

geleceğe dikiliyor gömüt taşları



biliyorum
kendisini kirleterek tükeniyor
umutla süslenmiş gelecek günler

şimdi
bir bir içime gömülüyor
yaşamda alacağı kalan çocuklar
ömrü metaya değişilen işçiler
içime gömülüyor
töreye kurban edilen kadınlar
ve karşılıklı dağlara sürülüyor gençler
gömüt taşları geleceğe dikiliyor
gömüt taşları iki parça yüreğime

şimdi
tepeden tırnağa utançla
__ipe çekiyorum mutluluk düşlerimi
acı ve hüzün ötesi yaralı duygularla
__tenime gömüyorum gülüşlerimi

………………kasım-aralık 2007
salim çalık