HOŞ GELDİNİZ

maden ve madenciliğe ilişkin yazı, fotoğraf, belge ve bilgilerin paylaşılması amacıyla hazırladığım bu sayfaya isteyen herkes katkı sunabilir. bilgi örgütlendikçe anlam kazanır, insan öğrendikçe...

grev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2013 Çarşamba

HEMA MADEN İŞÇİLERİNİN DENEYİMİ (GMİS NEREYE 5)

HEMA MADEN İŞÇİLERİ DENEYİMİ
(GENEL MADEN İŞ NEREYE 5)

            Hattat Holding’e bağlı Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) üyesi Hema Kandilli İşletmesi işçileri 04.06.2013 günü 16:00-24:00 vardiyasında iş bırakma eylemi başlattılar. Şubat ayında başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması ve ara buluculuk sürecinin de bitmesinin ardından işçiler sendikanın grev kararı almasını istemişlerdi.

            Hema Kandilli İşletmesi işçileri 2005 yılında bu yana çok sayıda eylem yaptı. Öyle ki, işletme yöneticilerinden birisinin daha önceki eylemlerden birinde; “Festivale çevirdiniz. Her yıl bir eylem yapıyorsunuz” sözü en açıklayıcı tespit. Bu yüzden 2000'li yıllarda Türkiye sendikal hareketi açısından Hema Kandilli İşletmesi işçilerinin ayrı bir yeri olduğu kanısındayım.

Örneğin  04.03.2007 tarihinde yaptıkları 3 günlük iş bırakma eyleminde; kazmacı maaşının 900 YTL.olmak üzere, en düşük  ücretin 600 YTl. olması, daha önceden verilen zam sözünün yeni ücret talepleri üzerinden verilmesi, İşçi Sağlığı İş Güvenliği Koruma Kurulu’nun kurulması, işin niteliğine uygun koruyucu teçhizat verilmesi ve miatlarının belirlenerek düzenli olarak değiştirilmesi, ilk yardık istasyonlarının kurulması, işveren tarafından verilen yemeklerin işyeri hekiminin de görüşleri alınarak yeterli kaloriye sahip yenilebilir tat ve çeşitte olması, işçilerin kendilerinin karşıladığı ulaşım giderlerinin maaşlarına yansıtılması (işveren tarafından ödenmesi), eylem nedeniyle işçilerin maddi ve manevi olarak zarar görmeyeceğinin sözünün verilmesi, ücret artışlarının 6 aylık dönemler olarak yapılması, taşerona devir sonrası hiçbir işçinin ücret ve sosyal hak kaybına uğramayacağının garanti edilmesi, ehliyet gerektiren işlerde ehliyetsiz işçi çalıştırılmamasını talep etmişlerdi.

Eylem sonrasında ise; 19.03.2007 tarihinde Hema Kandilli İşletmesi’nin işçilere yaptığı yazılı ve sözlü açıklamada “en düşük yer altı ücretinin 650 YTL., kazı ustasının 800 YTL. dolayında ücret olacağı, taşerona devir sonrası (25.03.2007) ulaşımın ve yemeğin taşeron firma tarafından karşılanacağı, ücretlerin ise 50 YTL.dolayında yeniden artırılacağı belirtildi. Böylece ücretler 700-850 YTL. net olurken özellikle köylerden gelenlerin 100 YTL. ulaşım giderinin de karşılanacak olması nedeniyle işçilerin talepleri gerçekleşmiş oldu.
            Hema işçileri aldıkları bu zamlarla TTK’ya 2006 yılında alınan kazı işçilerinin ücretlerini de geçmiş oldular. http://madencininsesi.blogspot.com/2008/07/zel-ocaklar-ne-kadar-uzak_28.html

21.08.2008’de maaşlarının geciktirilmesi üzerine 4 saatlik iş bırakma eylemi yapmışlar, işletme müdürün en geç 28.08.2008 tarihinde maaşların ödeneceği sözünü vermesi üzerine eylemlerini bitirmişlerdi.

            05.11.2008 tarihinde 24:00-08:00 vardiyasında başlattıkları iş bırakma eyleminde ise; "1) Ödenmeyen maaşlarımız ve yemek paralarımız hemen ödensin. 2) Bundan sonra ücretlerin ne şekilde, hangi tarihlerde verileceği yazılı olarak işçilere bildirilsin. 3) Taşeron firmalar arasındaki transferler sonucu eski çalışılan süreye ait kıdem tazminatı haklarının güvencesi verilsin. 4) 29 ekim cumhuriyet bayramında çalışmadıkları için ceza olarak verilen 3 günlük ücretsiz izinler iptal edilsin. 5) İşçilere imzalatılan sözleşmelerin birer sureti işçilere de verilsin." dediler.http://madencininsesi.blogspot.com/2008/11/hema-kandilli-iletmesinde-eylem.html

09.07.2009 tarihinde maaşlarının geciktirilmesi ve yemek ücretlerinin 8 ay ödenmemesi üzerine 16:00-24:00 vardiyasında iş bırakma eylemi yaptılar. İşverenin 12.07.2009’da maaşların ödeneceği sözünü vermesine rağmen eyleme devam kararı vermeleri üzerine diğer vardiyalardaki işçilerle birleşmelerini önlemek için  HEMA Kandilli Kömür İşletmesi işçileri ücretsiz izine çıkardı.http://madencininsesi.blogspot.com/2009/07/hema-kandilli-komur-isletmesinde-is.html  daha sonra işverenin verdiği kesin söz üzerine eylemlerine son verdiler.

14.12.2009 tarihinde ise; ocaklarda yangın çıkması sonucu üretimin düşmesi üzerine maaşlarından %20 kesinti yapılacağı söylentisi ve 2009 temmuz ayında söz verilmesine rağmen yemek ücretlerinin ödenmemesi üzerine ocağa girmediler. Bazı maden işçileri en son Bursa'da yaşanan maden dcağındaki grizuyu da anımsatarak; "Kelle koltukta ocağa giriyoruz. İşverenin bize söylediği işi yapıyoruz. Bugüne kadar iş kazası sonucu ölen ve sakat kalan arkadaşlarımız da oldu. Yaptığımız işin zorluğu ve riskini düşündüğümüzde bize reva görülen bu sefalet koşullarını kabul etmiyoruz. Tüm yetkililerin ellerini vicdanına koyup verdikleri kararı gözden geçirmeye, kamuoyunu hassas olmaya çağırıyoruz." dediler. http://madencininsesi.blogspot.com/2009/12/hema-kandilli-isletmesinde-eylem.html  
Bu tarihlerde ekonomik kriz gerekçesiyle hemen yanı başlarındaki Erdemir'de ücretlerin %35 düşürüldüğünü, bunu başka şirketlerin izlediğini anımsamamız gerekir.

TÜRKİYE’DE SINIF ADINA EN RADİKAL TALEP ve BAŞARI
(Taşeronlaştırmaya Son !!!)

16.12.2009 tarihinde yaptıkları ve Türkiye sınıf hareketi tarihinde bugün değilse bile gelecekte yerini alacağına inandığım en radikal ve uç taleplerle bir kez daha iş bıraktılar. Bu kez destek almak, kamuoyu yaratmak için GMİS başta olmak üzere Ereğli ve Zonguldak’taki meslek örgütlerine, stk’lara, 2009 yerel seçimlerinde kapılarını aşındıran muhalefet partilerine vs. gittiler, telefon etilen, e posta attılar. Ereğli ve Zonguldak kamuoyunun (CHP ilçe örgütü ve Kandilli Dayanışma Evi Derneği dışında) ses vermediği, yanlarına gelmediği koşullarda;
“Kendi çığlıklarıyla bulundukları alanın duvarlarını zorlayan ve çatlaklar yaratan Kandilli Hema İşletmesi'ndeki madenciler tüm yalnızlıklarına, eksikliklerine, deneyimsizliklerine rağmen başlattıkları ve üç gün boyunca işyerinde kuyubaşında yatıp kalkarak sürdürdükleri eylemlerinin sonucunda ana işveren durumundaki Hema Kandilli İşletmesi’nden;

İşyerindeki en büyük taşeronun sözleşmesini sona erdirerek, işçileri kendi kadrosuna geçireceği, geriye dönük tüm alacakları ödeyeceği, eylem gerekçesiyle işten çıkarmalar olmayacağı, makul bir süre sonrası ücretlerine iyileştirme yapılacağı sözünü aldılar.  Bu eylem sonrası işyerinde en fazla işçiye sahip olan taşeron şirketin sözleşmesi fesh edilerek işçiler Hema Holding kadrosuna geçirildiler. İlerleyen süreçte işletmedeki diğer 5 taşeron şirketin sözleşmesi de fesh edilerek tüm çalışanlar şirket kadrosuna geçti. http://madencininsesi.blogspot.com/2009/12/kandilli-hema-isletmesinde-eylem.html
Türkiye’de birçok sendikanın taşeronlaştırmaya karşıyız, işyerimizde taşeron istemiyoruz dediği koşullarda en kıdemlisi 4 yıllık olan Hema Kandilli İşletmesi işçileri yaptıkları eylemler ve kararlılıkları sonucu çalıştıkları taşeron şirketleri işyerinden çıkartarak ana işverenin kadrosuna geçirilmelerini sağladılar.
 
SENDİKAYA DOĞRU

14.12.2011 tarihinde ise maaşlarına zam yapılması, 1 ton yakımlık kömür yardımı ve ikramiye verilmesi talebiyle bir kez daha eylem yaptılar. Bu eylem en hazırlıksız eylemleri olması açısından da ayrı bir öneme sahip. Çünkü eylem öncesinde bazı işçiler 16:00-24:00 vardiyası başında; “uzun zamandır maaşlarına zam yapılmadığını, bu konuda da kendilerine bir açıklama yapılmadığını” konuşmak için gittikleri iş amirlerinin olumsuz ve incitici tavırlarına işçilerin karşılık vermesi üzerine çok sayıda kişinin işten çıkarılacağının söylenmesi, bazı kişilerin işten çıkarıldığının ilan edilmesi üzerine işçiler eyleme başladılar. http://madencininsesi.blogspot.com/2011/12/hema-iscisi-eylemde.html

Eylemin hemen ardından Hema İşletme yönetimi sorunu asayiş sorununa çevirerek işyerine jandarma çağırıp, kitleselleşmeyi engellemek için de işçi taşımacılığı yapan servis şoförlerini arayıp gece ve gündüz vardiyası işçilerini işe getirmemeleri söyledi. 15.12.2001 tarihinde işyeri kapısına “iş güvenliği nedeniyle 2. bir duyuruya kadar işyeri tatil edilmiştir.” yazısı asıldı. İşyerinde zorunlu ve acil işlerin yapılması için çalışacakları listesini asan işveren diğer işçilerin işyerine girmesini yasakladı. Bu arada işyeri içerisinde 100 civarında robokop konuşlandırıldı.
İşçiler 4857 sayılı iş kanununun 34. maddesi hükümleri doğrultusunda iş görme borçlarını yerine getirmediklerini, bunun eylem veya grev olarak tanımlanamayacağını; bölgedeki seçilmişlerin veya GMİS Armutçuk Şubesi yönetiminin arabuluculuğunda çözüme açık olduklarını ilan ettiler. Köylerdeki arkadaşlarının da gelmesiyle işyeri önünde 450-500 kişilik kitle oluşturan Hema işçileri giriş kapısı önüne kurdukları çadırlarla kararlılıklarını da gösterdiler.

Başta GMİS Armutçuk Şubesi’nin yoğun desteğinin verdiği moral, daha önceki eylemlerinin tersine çok sayıda kurumun temsil düzeyinde de olsa ziyaretlerine gelmesi işçilerin direncini daha da artırdı. Bu arada işçiler hazırladıkları döviz ve pankartları yol boyunca duvarlara, ağaçlara  astılar. İnternet üzerinden yerel medya sitelerine, sosyal paylaşım sitelerine, haber sitelerine, gazetelere taleplerini taşımaya çalıştılar.
6 gün boyunca işyeri önünde yatan madenciler bu eylem sırasında aldıkları destekten daha fazla baskı da gördüler. Özellikle eylemin 4.,5. günlerinde köylerde oturan işçiler evlerine üzerlerini değiştirmeye, gereksinimlerini karşılamaya gittikten sonra geri dönmediler. Böylece 6. güne gelindiğinde eylemdeki işçi kitlesi zayıflamış oldu. Bu zayıflığı da yakın çevrede oturanların eşlerini, çocuklarını, anne babalarını işyeri önüne çağırarak aşmaya çalıştılar; ki bunu da ilk kez yaptılar. Daha önceki eylemlerini kendileri (erkek erkeğe) yapan madenciler bu kez eşleri, çocukları, anne babaları ve arkadaşlarıyla işyeri önündeydiler. Bu arada Hema yönetimi bölgedeki çok sayıda muhtarı, bazı belde belediye başkanlarını, eski TTK işçilerini eylemi kırmak için devreye sokmuştu. Köylerdeki işçilerin işyerine gelemeyişinin nedeni de böylece anlaşılmış oldu.

Zonguldak milletvekili Ercan Candan’ın 6.gün öğleden sonra işyerine gelip “çalışanlar içeri girsin. Eyleme devam ederseniz işyeri kapatılacak. O zaman hiç biriniz yanıma iş,ekmek diye gelmeyin” sözleri üzerine işçilerin ve ailelerin yoğun tepkisi, yuhalaması ve “Vekilim Hattat devletten büyük mü?” sorusuyla özetlenen tavır üzerine milletvekili Ercan Candan işçilerin belirlediği temsilcilerle toplantı talebinde bulundu. Yapılan toplantının sonrası Ercan Candan şunları söyledi. 1) Atıldığı ilan edilen işçiler geri alınacak. 2) En geç şubat ayında zam yapılacak. 3) Ben Mehmet Hattat’la görüşüp haziran ayında kömür talebinizi çözeceğim. 4) Sendika üyesi olmanız durumunda işveren tarafından hiçbir baskıya uğramayacaksınız.  https://plus.google.com/u/0/108518469492470099989/videos
(bir anekdot: eylem sırasında Ercan Candan’ın bu sözüne tanık olan işçilerden biri 2013 yılında bu sözünü anımsattığında Ercan Candan’ın kendisine “yuh yuhçulardansın yani” diyerek yüzüne bile bakmadığını anlattı. 04.06.2013’teki eylem sırasında “neden milletvekilini sıkıştırmıyorsunuz? Toplu olarak 2011 aralık ayındaki sözünü anımsatmıyorsunuz?” dediğimde; “biz ne onu ararız. Ne de olduğumuz yere sokarız.” diyerek kesin bir tepki gösterdiler.)

            Hema işçileri belde belediye başkanlarının, muhtarların, sendika şube yöneticilerinin bulunduğu bir ortamda ve kameralar karşısında milletvekilinin ağzından aldıkları bu söz üzerine eylemlerine son verdiler. 2012 yılı başlarında da sendika üyesi oldular. Çalışma Bakanlığı’ndan yetkinin geç gelmesi, TİS görüşmelerinde geçen süre derken 19 aydır maaş zammı, ikramiye ve kömür taleplerinin yerine gelmeyişi üzerine son olarak “YA GREV YA GREV” olarak özetlenebilecek bir tutumla 04.06.2013 tarihinde 24 saatlik iş bırakma eylemi yaptılar.
 
YA GREV YA GREV

            Eylemin hemen ardından Armutçuk Şubesi önünde bekleyen işçilerin yanına gelen GMİS Genel merkez yöneticileri “eylem hukuksuz. Biz daha grev kararı almadık. Yasa gereği grev kararı alıp işverene bildirmemiz gerekiyor. İşlerinizin başına dönün ve bizden haber bekleyin” diyerek eyleme son verilmesini istediler. Bunun üzerine işçiler; “10 gün içinde 2 arkadaşımız işten çıkarıldı. Bazı arkadaşlarımızın sanat ünvanlarıyla oynandı. TİS sürerken işveren taşımacılıktan çekildiğini söyledi. Bütün bunlar da hukuksuz. Siz bu hukuksuzluklar karşısında hukuk, yasa demiyorsunuz. Bizim 19 aylık beklentimizi dile getirmemize hukuksuz diyorsunuz” diyerek karşılık verdiler. Tartışmalar sırasında işçilerin “arabuluculuk süreci bittiğinde size grev kararı alın. İşveren bizi oyalıyor, üzerimizde yoğun bir baskı oluşturuyor. Birçok kişi ve kurum greve çıkmamamız için bizi sıkıştırıyor. 10 gündür neden grev kararı almadınız?” soruları üzerine sendika yönetimi işverenle görüşmek üzere Hema Kandilli İşletmesi’ne gitti.

            İşverenle yapılan görüşmeler sonrası atılan işçilerin geri alınacağı, görev ünvanları değiştirilen bir kişinin sendika üyesi olamayacak bir sanatta (tekniker) çalıştığı, diğerinin düzeltileceği sözlerinin alındığı bilgisini veren sendikacılar eylemin bitirilmesini istediklerinde işçiler; "bunlar zaman kazanmak için taktikler” diyerek reddettiler. Gece vardiyasının da gelmesiyle iyice kalabalıklaşan ve işçilerin tamamına yakınının bulunduğu sırada kendi aralarında yaptıkları toplantıda eyleme devam kararında direttiler. Bunun üzerine sendika yöneticileri bu karara uyacaklarını “gazamız mübarek olsun” sözleriyle açıklayıp gece yarısına doğru Zonguldak’a döndüler. Bir anekdot daha: işçiler kendi aralarında eylemin olası sonuçları üzerine tartışırlarken işçilerden biri “2011 aralık ayında eylem sırasında evlerimize gittik ağzımıza s.çtılar (geri gelemedik), şimdi birkez daha ara verirsek greve çıkacağımız tarihe kadar (bizim anamızı s….ler) diyerek geçecek süre içerisinde görecekleri baskıyı özetliyordu.

            GMİS Genel Merkezi’ne tüm bunlar anlatılmasına rağmen işçilere güven verecek bir açıklama yapamayışları eylemin uzamasına yol açtı. Sendika ve çevresini terk etmeyen işçiler geceyarısından sabaha kadar geçen sürede kendi aralarındaki yaptıkları değerlendirmeler, dışarıdan taşınan bilgiler, uyarılar sonrası, sendika yönetiminin grev kararı alarak karar defterine yazmaları ve işverene bildirim süresini kapsayacak biçimde en geç 10 gün içerisinde greve çıkılması koşuluyla eyleme son verebileceklerini açıkladılar. Bunun üzerine sendika genel merkezi 05.06.2013 tarihinde grev kararını alarak karar defterinin ilgili sayfasını işçilere faksladı. Böylece işçilerin “ya grev ya grev” diyerek başlattıkları eylem 24 saat sonra bitirildi.

            Sendika genel merkezinin işçilere gönderdiği grev kararında greve çıkış tarihinin yazılmamış olduğunu da fark eden işçiler bu konuda şube yönetimini de uyararak; “biz gün saymaya başladık. TİS sözleşmesi 10 gün içerisinde istediğimiz gibi sonuçlanmazsa biz greve çıkarız.”

SONUÇ YERİNE

            Hema Kandilli İşletmesi 8 yıllık bir işyeri. Burada çalışan madencilerin büyük çoğunluğu genç işçiler. Başlangıçta işsizliğin verdiği çaresizlikle burada çalışmaya başladılar. 2 yıla yakın bir süre ses çıkarmadan, ciddi taleplerde bulunmadan çalıştılar. Zamanla yaşanan işçileşme, verilen ücretin bedensel yıpranmalarının karşılamadığını görmeleri, bazı arkadaşlarını iş kazalarında yitirmeleri, zaman zaman işveren temsilcilerinin hoyratlığı gibi çok sayıda nedenle yaptıkları eylemlerde ortak savaşımın, örgütlü davranmanın önemi içselleştirdiler.

            GMİS yönetimi bu kitleyi üye yaptığı sıralarda Sendikalar Kanunu’ndaki %10 işkolu barajı duruyordu. Yani sendikaya üye, işçilere de sendika gerekliydi. Çünkü 2011 yılına dek defalarca eylem yapan Hema işçilerine bir kez olsun destek vermeyen, üye olmak için sendikaya giden işçileri geri çeviren GMİS yönetimi sendikanın işkolu barajına takılma olasılığı ortaya çıktığında Hema işçilerini üye yaptı. (Bu iddianın göstergesi; 2012 yılı başlarında üye yaptığı 1000 dolayındaki Hema işçisi sonrası GMİS’in diğer özel ocaklara yönelmeyişidir. Öyle ki; en büyük şubesi olan Karadon Şubesi’nin yanıbaşında binlerce sendikasız maden işçisini örgütlemeyen, Üzülmez ve çevresindeki madencileri örgütlemeyen GMİS en uzak 2 noktadaki (Armutçuk-Amasra) işçileri üye yaptı. Bir de daha önce Kozlu Müessesesi’ndeki taşeron şirket Star İnşaat işçileri var. 14-15 aydır da yeni bir üye, örgütlenme çabası yok.)

            Hema işçileri karar verdiğinde sonuna kadar zorlayabilecek bir birikim, deneyim ve örgütlülüğe sahip. Bu kitle GMİS’i hantal, durağan, suskun durumundan kurtarıp Zonguldak’ın ve Türkiye’nin sınıf örgütüne dönüştürebilir. Ancak sendika yönetimi şu ana kadar gösterdiği tavır ve tutumlarla Hema işçilerini dönüştürmeye, sınıf bilincinden koparmaya çalışır gibi davranıyor. İşçiler bunu teorik olarak görüp açıklayamasalar bile, davranışlardan, sözlerin içeriğinden, grev kararı almamak için direnmesinden bile anlıyorlar. Bu yüzden sendika yönetimine tepki gösteriyorlar. Bu yüzden yasal durumu açıklamaya çalışan sendikanın avukatını susturup “sen kimin avukatısın?” diye soruyorlar. Bu yüzden grev kararını sendika karar defterinde görmek istiyorlar.

            Sendika yönetimi Hema işçilerinin geçmiş deneyimlerini, eylemlerini gözden geçirmelidir. Örneğin TİS’nde istedikleriyle Hema işçilerinin daha önce (sendikasızken) aldıklarını karşılaştırmalıdır. Sendika içerisinden, dışarıdan, işyeri yönetiminden işçilere karşı (gizli-açık) geliştirilen sınıf düşmanlığına, eylemsizliği telkin eden baskılara son verilmesini sağlamalıdır. Çünkü Hema işçileri GMİS yönetiminin sandığından daha fazlasını görüyor, biliyor ve not ediyor…

05.06.2013
salim çalık



 

9 Mayıs 2013 Perşembe

GENEL MADEN İŞ NEREYE 3


            Genel Maden İş (GMİS) 2012 yılı Ocak ayında Hema Endüstri A.Ş’nin işlettiği Kandilli ve Amasra Kömür İşletmelerinde örgütlenmiş, uzunca bir yetki bekleme sürecinin ardından 2013 Ocak ayında sözleşmeye oturmuştu.

            Hema Kandilli İşletmesi’nde 2011 Aralık ayında yapılan eylem sırasında AKP Zonguldak Milletvekili Ercan Candan işyerine gelerek; işçiler açısından iki önemli söz etmişti. Ercan Candan işçilerin sosyal yardım olarak kömür taleplerine hak vererek; “mısır tarlasına mısırı eken çiftçiye mısır vermiyorum denemez. Haziran ayına kadar bununla ilgili bir gelişme olacağını umuyorum.” demişti. Ardından; “Sendikaya üye olun. Taleplerinizi bu biçimde savunun. Şimdi çalışmayı kabul edenler ocağa işe gitsin. Yoksa burası kapanır. O zaman hiç biriniz benim yanıma iş için gelmeyin” demişti.

            Hema Kandilli ve Amasra İşletmelerinde çalışan maden işçileri 2013 Ocak ayında başlayan sözleşme görüşmelerinden (geçmişte yaşananların da etkisiyle) 1 ton yakımlık kömür yardımı, en az 1 ikramiye, geçmiş ücret kayıplarını da telafi edecek bir ücret artışı umarken; Hema Endüstri A.Ş; 2 mayıs 2013 tarihinde işçi servislerini kaldıracağını açıklamış, işçilerin tepkisi ve bazı sendika yöneticilerinin telefon trafiği ile 15 günlük bir erteleme sağlanmıştı.

            09 mayıs 2013 tarihinde yapılan bir duyuru ile; 13 mayıs 2013’te servislerin kaldırılacağı, herkesin buna göre başının çaresine bakması, işe gelmeyenlerin işten çıkarılacağı söylendi. Bu arada Kandilli İşletmesi yetkililerinin de taşıma işini yapan araç sahipleri ile işçiler adına ücret pazarlığı yaptığı söylendi.   
            Tam da bu süreçte işverenin sendikaya üye olmalarını istenmediği şef, postabaşı statüsündeki işçilerin sendikaya üye olmaları konusunda sendika ve işveren arasında anlaşmaya varıldı ve 09 mayıs 2013’te işyerine noter çağrıldı.

UYUŞMAYAN TALEPLER
            İşçiler 2011 aralık ayındaki eylemleri sırasında dile getirdikleri ikramiye, yakımlık kömür yardımı, ücretlerinin hiç olmazsa TTK’da 2006’da işe girenlerin düzeyine çıkarılması gibi taleplerinin sendika tarafından masaya getirilmesini ve ısrarla savunulmasını bekliyorlar haklı olarak.

            Ancak sözleşmeleri yürüten GMİS Genel Merkez Yöneticilerinin %20- 25 aralığında bir zam alarak ikramiyeden, kömür yardımından vazgeçeceği, ortalama 80-90 TL’lik taşıt yardımı ile de ücretsiz taşımacılıkta ısrar etmeyeceği sızan bilgiler arasında. Bu arada TİS’de idari maddeler, iş güvenliği işçi sağlığı ile ilgili maddeler, diğer sosyal haklarla ilgili neler talep edildiğini bilen yok.

İŞÇİLER DE HESAP YAPIYOR
            İşçilerin talepleri ile sendika yöneticilerin talepleri örtüşmüyor. Hema Kömür İşletmelerinde ücretler yapılan işin niteliğine göre (ortalama) 750-1000 TL. arasında değişiyor. Sendika yöneticileri alınacak %20-25’lik zammın yıllık toplamına bakıldığında 1 ton kömürü ve 1 ikramiyeyi karşıladığını düşünüyor. (Bu arada işverenin % 15-18 dolayında bir zam düşündüğü, daha önce verilen %4 iyileştirmeyi de yapılacak ücret artışına dahil etmek istediği söyleniyor.)

Fakat taşımacılığın paralı olmasıyla; uzak köylerden gelen işçiler aldıkları taşıt yardımının üzerine en az 30-40 TL. koymak zorunda kalacaklar. Buna bir de sözleşme sonrası sendikanın alacağı (brüt) 1 yevmiye (30-40 TL arasında) sendika aidatı da eklendiğinde alınan %20-25’lik zammın yarısı gitmiş olacak.
Yalnızca servis için işçilerinden çıkacak olan 30-40 TL ve sendika aidatının yıllık toplamı 720-960 TL. arasında olacak. Dolayısıyla alınacağı umulan sözleşme zammından geriye 1100-1300 TL. kalacak. GMİS yönetimi geriye kalan 1100-1300 TL.nin hem ücret artışını, hem de 1 ikramiye ve 1 ton kömür talebini karşıladığını nasıl düşünüyor anlaşılmış değil.

Bunlarla birlikte sözleşmedeki diğer talepler veya geri adımlar neler olacak bilinmiyor. Şu ana kadar GMİS Genel Merkez Yönetimi sözleşmelerle ilgili doyurucu ve ikna edici bilgi vermemişken, bir de işverenin servisleri kaldırması karşısındaki suskunlukları ve “sözleşmenin imzalanması bekleyin. Şu anda yapacağımız eylem yasal olmaz” biçimindeki tavrı yalnızca Hema’da değil TTK’da da sözleşmenin iyi gitmeyeceğinin sinyalleri olarak okunmalı.

EMEĞE SAYGI’DAN İŞEVERENE SAYGIYA
Öyle görünüyor ki; 27 Ocak 2013’te Zonguldak’ta yapılan ve son 15 yıl içerisindeki en kitlesel eylem olan Emeğe Saygı mitinginde dile getirilen talepler ve eleştiriler kitlelerin gazını almak için yapılmış. TTK’da işe giriş çıkış saatlerinin düzenlenmesiyle ilgili değişikliklerde (Karadon’da) eylem yapan işçilerin yanında yer alan sendika yönetimi; Hema’da servislerin kaldırılması karşısında işçilerin eylem yapmaması için uğraşıyor.

15 gündür gündemde olan ve 13 Mayıs tarihinde resmen kaldırılacağı ilan edilen servisler konusu başta olmak üzere, arabulucuya giden sözleşme konusunda da işçilere sağlıklı bilgi verilmezken (şu ana kadar 1 kez bilgilendirme yapıldı) , Genel Başkan Eyüp Alabaş’ın Hema işyerlerine gitmeyişi, Armutçuk ve Amasra Şubeleri’nin Hema ile yapılan TİS görüşmelerinin dışında tutulması ayrı bir sorun. İşyerindeki uygulamalar veya TİS hakkında bilgi almak için şubelere giden işçilerle şube yönetimleri karşı karşıya gelirken, sürecin dışında tutulan şube yöneticileri resmen kendilerine bağlanmayan Armutçuk ve Amasra Hema İşletmelerinde çalışan işçiler için karar almakta, girişimde bulunmakta etkisiz kalıyorlar.

Böyle bir süreçte GMİS Genel Merkezi önümüzdeki günlerde Hema Holding’in sahibi Mehmet Hattat ile görüşeceklerini, şu an yapılacak eylemin yasal olmayacağını belirtmekten öte geçmiyor. Oysa daha sözleşme sürerken işverenin servisleri kaldırması ve işçilere “başınızın çaresine bakın” demesi iyi niyet kurallarına aykırı. Kaldı ki; yazılı olmasa bile fiili uygulamada var olan işçi taşımacılığının kaldırılması (sözlü veya uygulamayla yürürlükte olan) sözleşmenin ihlali anlamına gelmez mi? 

GMİS yönetimi içinde bulunduğu durumu gözden geçirmek zorunda. Emeğe Saygı mitinginde ve 1 Mayıs’ta kürsüden söylediklerine sahip çıkıp, sınıf örgütü olduğunu göstermelidir. Bu haliyle Hema  ve TTK işyerlerinde sürdürdüğü sözleşmelerden başarıyla çıkması olası değildir.

 salim çalık

Bir de işin siyasi yanı var. Aralık 2011'deki eylemin bitirilmesi için çaba gösteren, işçilerin taleplerinin yerine getirilmesi için 2012 haziran ayına gün veren AKP Zonguldak Milletvekili Ercan Candan'ın 19.12.2011 tarihinde Hema Kandilli İşletmesi'nde (Kdz Ereğli) eylem sırasında işçilere hitaben yaptığı konuşmadan bir bölümünü içeren video aşağıda...


ilgili yazılar için;

1 Mayıs 2013 Çarşamba

zonguldak'ta 1 mayıs


Zonguldak'taki 1 mayıs kutlamaları geçmiş yıllara oranla daha yoğun katılım ve coşkuyla gerçekleşti....

akp halka hesap verecek,
madenler halkındır satılamaz,
faşizme karşı omuz omuza,
gün gelecek devran dönecek, akp halka hesap verecek
madenlere uzanan eller kırılsın
parasız eğitim parasız sağlık
ankara şaşırma sabrımızı taşırma

sloganlarının yoğun olarak atıldığı alanda; GMİS Genel Baskanı Eyüp Alabaş ve Sanatçı Hilmi Yarayıcı yaptıkları konuşmalarda Taksim'de yaşanan şiddeti ve devlet baskısını kınadılar.

GMİS Armutçuk Şubesi kortejinin taşıdığı ve Karadon'daki grizu sonrası Çalışma Bakanı'nın "çok güzel öldüler.", Tayyip Erdoğan'ın "mesleğin kaderinde" var sözlerine gönderme yapan, üzerinde "MADENCİ, ÇOK GÜZEL ÖLDÜ" yazan tabut dikkat çekiciydi.

CHP korteji alana girerken AKP il binasına dönerek "burasi faşist yuvası" sloganı attı.

Geçmiş yıllara oranla en kitlesel 1 mayıs kutlamasını yaşayan Zonguldak; özel ocaklarda ve (Çatalağzı Termik Santralı) ÇATES'te çalışan taşeron işçilerinin katılımıyla birlikte, madenlerin sahiplenildiği, akp'nin yoğun olarak eleştirildiği, uyarıldığı sloganlar geleceğe ilişkin mücadelenin ip uçlarını da veriyordu.


Bununla birlikte Zonguldak'taki en büyük işçi örgütü olan Genel Maden İş (GMİS)'in Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Hema'da sözleşme sürecinde olmasına ve görüşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlanmasına rağmen; 1 Mayıs için yeterince örgütlenmediği, üye sayısına göre katılımının düşük olduğu, 1 Mayıs'ın olası bir grev ve eylem için hazırlık olarak düşünülmediği  izlenimi yarattı...

salim çalık
















daha fazla resim için;
https://plus.google.com/u/0/photos/108518469492470099989/albums/5873092866427222817

16 Ocak 2013 Çarşamba

SÖZLEŞMELER SÜRECİ ve GENEL MADEN İŞ



             Zonguldak’ta maden iş kolunda örgütlü olan tek sendika Genel Maden İş (GMİS) bu yıl kamu işyerleri Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Teknik Arama (MTA)’nın yanında ilk kez özel ocaklarda da sözleşmeye oturacak.
            Hattat Holding’e bağlı Hema İşletmesi 2005 yılından bu yana Zonguldak’ın Kandilli Beldesi ile Bartın’ın Amasra ilçesinde daha önce TTK’ya ait ocaklarda işletmecilik yapıyor.
Hema Kandilli İşletmesi'nde çalışan madenciler 2005 yılından bu yana; ücretlerinin yükseltilmesi, işyerinde ambulans bulundurulması, madenciliğe uygun lamba, baret, çizme verilmesi, sosyal hak olarak yakımlık kömür verilmesi, ikramiye, işyerinde iş güvenliği kurulu oluşturulması, ocak içinde ve dışında sağlık istasyonlarının kurulması, yemek ve ulaşım ücreti, ehliyet gerektiren işlerde ehliyetsiz kişilerin çalıştırılmaması, taşeronlaştırmaya son verilmesi gibi bugün birçok sendikanın aklına gelmeyen taleplerle 5-6 kez eylem yaptılar.
Son eylemlerini Aralık 2011’de 6 gün boyunca iş görme borçlarını yerine getirmeyip kuyubaşında çadırlarda yatarak yaptılar. (Tekel eyleminden sonraki en ciddi eylemlerden biri olmasına rağmen Zonguldak’ta ve Türkiye’de seslerini duyan olmadığını, yeteri desteği almadıklarını ve AKP Zonguldak milletvekili Ercan Candan’ın “Ya ocakları kapatırız, ya da çalışırsınız. Sonra bana iş için gelmeyin…” tehdidi sonrasında işten atılan arkadaşlarının geri alınması karşılığında eylemlerini bitirdiklerini anımsatmak istiyorum.)
Bu eylem sonrası GMİS Kandilli ve Amasra’daki Hema çalışanlarını üye yaptı. Üyelik öncesi sendika yönetiminin Hattat Holding yönetimiyle görüştüğü biliniyor. Bu günlerde GMİS’in özel ocak çalışanları arasında (TTK’da yaptığı gibi) anket çalışması yoluyla işçilerin taleplerini belirlemesi bekleniyordu. Ancak 15 ocak 2013 tarihinde sendika yöneticilerinin işyerinde yaptıkları toplantıda sözleşme taslağının hazırlandığı ve 2 gün sonra Hema yönetimine verileceği açıklandı. İşçiler sendikanın taslağa neler eklediğini bilmiyorlar. Sendika yönetimi yarım ağızla sosyal hak olarak kömür ve ikramiye taleplerinin taslakta olduğunu belirtiyor.
GMİS’in 1991 Ankara Yürüyüşü’nün yıldönümü nedeniyle 06 ocak 2013'te düzenlenen seminerde konuşan GMİS genel başkanı Eyüp Alabaş toplu iş sözleşmeleriyle ilgili bilgi verirken; ücretle ilgili talepleri TÜRK İŞ yönetiminin yürüteceği, böylelikle iktidar (ve işverenler karşısında) daha etkili olunacağını söyledi. Bu da 1996’dan bu yana yinelenen oyunun bir kez daha sahneleneceğini gösteriyor. Bu anlayışla özel ocaklarda çalışan işçiler için de tatmin edici bir sözleşme imzalanacağını beklemek olası değil.

BAZI ANIMSATMALAR
AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılında TTK’da 18 bin kişi çalışıyordu. 2002 seçimlerinde AKP’nin milletvekili adayı olan (ve seçilen) Fazlı Erdoğan “TTK’ya 5 bin işçi alacağız” demişti. Bu söz üzerinden bakınca bugün TTK’da çalışan sayısının 20 binlerde olması gerekirken 10 bin’in altına düşmüştür. Bu arada TTK’ya ait bazı ocakların işletme hakkı özel sektöre verildi. 2006 ve 2009 yıllarında yer altı işçisi olarak işe alınan işçiler gruplu ve asıl ücretin %59, %57’siyle işe alındılar. KPSS ile işçi statüsünde işe alınan teknik personel de bu ücretlerle çalışıyor.
(Şu an işçi alınması yine gündemde. Bu kez TTK yönetimi performansa dayalı ücretlendirme, GMİS ise toplu iş sözleşmesinin 50. maddesine göre asıl ücretin %50’si düzeyinde bir ücrete razı olacağını belirtiyor.)
Geçtiğimiz hafta TTK Genel Müdürlüğü yayınladığı bir genelge ile; iş verimini düşürdükleri, kazalara neden oldukları gibi gerekçelerle icralık olan işçilerin işten çıkarılacağını açıkladı. Şu anki işçi sayısının yetersizliğine ek olarak bu genelgenin de uygulanması durumunda TTK’nın işçi sayısının var olan ocakları çalıştırmaya yetmeyeceği ve 5 Nisan 1994 Kararları’yla yapılmak istenip de yapılamayan daraltma ve küçültmenin kendiliğinden gerçekleşeceği ortada.
Şu an GMİS yönetiminde bulunan yöneticilerin sendika delege seçimleri sırasında “gruplu çalışan işçilerin daimi statüye geçirilmeleri ve ücretlerinin asıl ücretler düzeyine çıkarılması” için verdikleri söz de akıllarda…
TTK içerisinde taşeronlaştırma hızla artarken Karadon ve Kozlu ocaklarındaki ölümlerle ülke gündemine gelmesine, daha öncesinde Sayıştay raporlarında bir olumsuzluk olarak yer aldığı ortaya çıkmasına rağmen üzerine yeterince gidildiği söylenemez. TTK’nın kendisinin hazırladığı norm kadroya göre 14 bin kişinin çalışması gereken TTK’da çalışan sayısı 10 bin’in altına düşüyor; 2011 Sayıştay raporunda kamu kurumlarının norm kadrolarının altında çalışmasının ve taşeron uygulamasının verimliliği, çalışma uyumunu ve üretimi olumsuz etkilediği vurgulanırken sendikaların ve kamuoyunun bu konuda eylemli bir karşı çıkışlarının olmayışı da dikkate değer.

BİRKAÇ ÖNERİ
GMİS 01 Ocak 2013 itibariyle hem özel sektör hem de kamu sektöründe sözleşmeye oturuyor. Uzun yıllardan sonra 27 ocak 2013 tarihinde EMEĞE SAYGI mitingi düzenleyecek. Kaygım; bu mitingin kitlelerin gazını almak için bir araca dönüştürülebileceği yönünde. Çünkü; sendikal alana ilgi duyanlar, temsilciler dahil sözleşme taslakları, vazgeçilemeyecek (varsa yeni) talepler konusunda bilgi sahibi değil.

GMİS yönetimi 27 ocak tarihinde yapacağı mitingin gerçekten EMEĞE SAYGI mitingi olmasını ve kitlesel bir şölene dönüşmesini istiyorsa üyelerini olduğu kadar tüm Zonguldak’ı kapsayacak talepler belirleyip kamuoyuna açıklamalıdır. Böylece olası bir grev için de kamuoyu desteği sağlanmış olur.

Zonguldak’ta işsiz sayısı 30 bin’ler dolayında. TTK’nın kendi hazırladığı norm kadroya göre işçi açığı 4’binden fazla. Dolayısıyla;

GMİS var olan işçi açıklarının giderilmesini ve en az 4 bin kişinin işe alınmasını sözleşmeye oturma koşulu olarak masaya getirmeli, bu konuda pazarlık dahi yapmamalıdır.

İcralık işçilerin işten çıkarılmasına yönelik olarak çıkarılan genelge kamuoyu gündemine taşınıp; işçilerin icralık olmalarına neden olan ekonomik koşullar, tefecilik, TTK’nın maaş ödemelerini verdiği bankanın (sormaksızın) tüm işçilerin maaş kartlarına 4 bin TL. eksi hesap açmış olması, maaş kartlarını verirken (çalışanlara sormaksızın çıkardığı) 4,5 bin TL. limitli kredi kartını zorla verdiği anımsatılmalıdır. İcralık işçilerin 4857 sayılı iş kanununun 25.(II) maddesi (veya başka bir maddesine) göre işten çıkarılması grev nedeni olarak açıklanmalıdır.

TTK’da 2006 ve 2009 yıllarında işe alınan işçilerin daimi statüye geçirilmeleri ve ücretlerinin asıl ücretler düzeyine çıkarılmasını sözleşmede ilk görüşülecek madde olarak belirlemelidir. Bilinmelidir ki, kamu işyerinde 1400, 1600 TL. karşılığı işçi çalıştırılmasına onay veren bir sendika özel sektördeki üyelerinin ekonomik haklarını geliştiremez. GMİS ücret görüşmelerini teslimiyetçi ve iktidar güdümlü TÜRK İŞ yönetimine havale etmek yerine maden işkolundaki diğer sendikalar başta olmak üzere emek ve sınıf eksenli sendikalarla, meslek örgütleriyle işbirliğini yaratma yollarını aramalıdır. 

Özel sektör ocakları dahil örgütlü olduğu işyerlerinde taşeronlaştırmaya kesin olarak karşı çıkmalı, var olan taşeron işçilerinin de asıl işverenlerin kadrosuna geçirilmesi sözleşmeyle bağıtlamalıdır.

İşyerlerindeki işçi sağlığı iş güvenliği denetimlerinde sendikanın da işveren ve bakanlık denetçileriyle aynı yetki ve haklarla yer alması savunulmalıdır.

Hem kamu hem de özel sektör işyerlerinde çalışan işçilere verilen (verileceği öngörülen) yemek parası, taşıt yardımı, kuru katık bedeli gibi sosyal hakların belediyelerin veya toplu ulaşım araçlarının bilet ücretleri, işyerlerindeki tabldotların yemek ücretleri üzerinden vb. belirlenerek sözleşmeye de bu biçimiyle yazılması sağlanmalıdır.

Hema’da yürütülecek sözleşme görüşmelerinde unutulmaması gereken birkaç yön var. Hema Kandilli İşletmesi işçileri 1 yıl önce yaptıkları eylem sonrası üstü örtük biçimde de olsa yıllık 1 ton yakımlık kömür yardımı, 1 ikramiye gibi hakları almış gibiydiler. AKP’li milletvekili, çevre beldelerin belediye başkanları ve muhtarlarının tanık olduğu konuşmalarda işçilerin taleplerinin haklılığı yüksek sesle dillendirilmişti.
  Bu eylem sonrası GMİS burada örgütlendi ve bugüne kadar yetki beklendi. 2 gün sonra da işverene sözleşme taslağını verecekler. Öncelikle GMİS kendisinden önce işçilerin kendi güç ve kararlı tutumlarıyla elde ettikleri ücretsiz taşıma, yemek bedeli, taşeronlaştırmaya son verilmesi gibi kazanımları bir adım daha ileriye götürmek zorunda.

GMİS Hema’daki maden işçileri için TTK işyerlerindeki en düşük kazmacı maaşının altında bir ücreti kavga etmeden, işçilerin onayını almadan kabul ederse kendi örgütlenmesiyle birlikte bundan sonra özel sektörde yapılacak örgütlenmelere de ciddi zarar vermiş olur.

Son önerim; GMİS yönetimi 27 ocak EMEĞE SAYGI mitinginin örgütlenmesi dahil, sözleşme sürecinin daha sağlıklı ve kararlı olarak sürdürülebilmesi için içerisinde TTK ve HEMA işçilerinin birlikte yer alacağı, fakat işçi ailelerini, işsizleri, diğer sendika ve meslek örgütlerini de kapsayan bir örgütlenmeyi önüne koymalıdır.

1990 grevi ve  4 ocak 1991 Ankara yürüyüşünün (Şemsi Denizer’in, o grev ve mitingleri örgütleyenlerin, yürütenlerin, katılanların) mirasını yemekten vazgeçip, sınıf örgütü olmanın, övünç ve gurur kaynağı olarak tanımladığımız madenci fenerini Zonguldak’ın ve işçi sınıfının önüne tutmanın tam zamanıdır. 

salim çalık
ocak 2013

3 Ağustos 2008 Pazar

ZONGULDAK ANKARA YÜRÜYÜŞÜNÜ VE İLK GREVİNİ YAPAN MADEN İŞÇİLERİNE

_________I

bildim bileli maden işçisi
emekliliğe doyamadı
altmışına eremedi
nedeni belli
kurtuluşu uzak
nedeni belli
kurtuluşu yakın
inançla
__istekle
____yürektin
______elele
yakın bütün gemileri
bu/ haklı onurlu bir akın
alevler yükseliyor yüreklerden
dalga dalga baretlerde zonguldak
güzel ve mutlu günlerin gelmesi yakın

________II

(YÜRÜYÜŞ SONRASI)

madeni kara
insanların yazgısı madeninden kara
mutluluk ararken alnının akıyla
yüzlerce yüreğin önünde ve altında
günola kan
harmanola can vermiştir
nedeni belli
kurtuluşu
inançta
umutta
yangınlı yüreklerde
ışığımız baretimizdeki fenerde
yakın bütün gemileri
güzel
mutlu günlerin gelmesi yakın

__________________Armutçuk Temmuz 91
salim çalık
GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.33-34)

YEDİ MART SEKSENÜÇ ÜÇ MART DOKSANİKİ VE TÜM MADEN ŞEHİTLERİNE

hangi köyün yüreği / hangi ananın gözyaşları / tutabilir yasınızı // bilmem kaç yedi kat altında / yatarken yerin / okuttular kur’an’ınızı / yatış şeklinizi bile bilmeden // ilk size kuruldu/ cenazesiz gömütlükler/ -dünyada yüreğim gömüt size-// bilmem kaç yedi kat altında yerin / yatarken sizler / yemin ettim böylesinin sürmeyeceğine // yemin ettim/ yatış şeklinizi bilmeden// bilin ki dostlarım / dimdik ve ayaktasınız / yüreğim gömüt size...// Armutçuk-Kozlu 10/03/92 / salim çalık / GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.36)

geleceğe dikiliyor gömüt taşları



biliyorum
kendisini kirleterek tükeniyor
umutla süslenmiş gelecek günler

şimdi
bir bir içime gömülüyor
yaşamda alacağı kalan çocuklar
ömrü metaya değişilen işçiler
içime gömülüyor
töreye kurban edilen kadınlar
ve karşılıklı dağlara sürülüyor gençler
gömüt taşları geleceğe dikiliyor
gömüt taşları iki parça yüreğime

şimdi
tepeden tırnağa utançla
__ipe çekiyorum mutluluk düşlerimi
acı ve hüzün ötesi yaralı duygularla
__tenime gömüyorum gülüşlerimi

………………kasım-aralık 2007
salim çalık