HOŞ GELDİNİZ

maden ve madenciliğe ilişkin yazı, fotoğraf, belge ve bilgilerin paylaşılması amacıyla hazırladığım bu sayfaya isteyen herkes katkı sunabilir. bilgi örgütlendikçe anlam kazanır, insan öğrendikçe...

ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2010 Çarşamba

kanıksanan madenci ölümleri

bazı acıları kanıksıyoruz, sayılarla ölçüyoruz. kamu ve özel kömür ocaklarında neredeyse hergün kaza oluyor. haftada bi-iki madenci bu kazalarda (cinayetlerde) yaşamını yitiriyor da, haber değeri taşımıyor çoğu zaman.

madenci ölümleri 10-20 kişiye ulaştığı zaman, madenciler topluca grizuda yandığında, göçükte kaldığında haber olabiliyorlar. dolayısıyla madenlerde hergün yaşanan kazaların nedenleri de ancak toplu ölümler yaşandığında, o da en fazla 1 hafta gündeme geliyor.

insani yanımızın ne kadar törpülendiğini, aşındığını da gösteriyor madenci ölümleri... birer-ikişer ölünce görünmüyor; ve tam anlamıyla ateş düştüğü yeri yakıyor. sayı artıp da ateşin yakıcılığı geniş bir alanı kapsayınca diğer insanlar başlarını çevirip bir parça olsun, yerin altında yaşanan acıları, ölümleri düşünüp, yerüstünde içinde fırtınalar koparak bekleyenleri görüyorlar.



salim çalık

18 Mayıs 2010 Salı

nasırlı yüreğim-iz (Karadon Grizusu Ardından)



bugün saat 13:30 sularında türkiye taşkömürü kurumu karadon müessese müdürlüğü'nde yerin 540 metre altında bir grizu patlaması yaşandı. karadon müessesesi'ndeki ocakta çalışmakta olan taşeron bir firmaya bağlı çalışan 30 işçi 14 saattir yerin altında. anlatılanlara bakınca kurtulma olasılıkları her geçen dakika azalıyor.

yerel kanal 67 televizyonunun zaman zaman kuyubaşından yaptığı yayınlarda kuyubaşında bekleyen ana-babaların, sevgililerin, çocukların, yakınları ocakta çalışanların tedirgin bekleyişi ve isyanlarını dışa vurdukları feryatları ne yazık ki karadon işletmesi'nde kalıyor. tv kanalları rutin bir haber olarak geçtiler. internet siteleri de öyle. paylaşım siteleri ve site içi gruplar ise kendi dünyalarında ve gerçekliklerinde yaşıyorlar. evet zonguldak'ta patlama olmadı, yeraltında yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen 30 kişi yok. tıpkı aralık ayında bursa'daki grizu patlamasında olduğu gibi, tıpkı daha öncesinde balikesir'deki sabıkalı bir ocakta (3 yılda iki kez) grizu patladığı zamandaki gibi.

sömürü, sermaye, kapitalizm....emek, insan yaşamı, devrim... kendi iç dünyamızın terimleri bunlar. yaşanan gerçeklikle buluşmayan sözlerimizin, yazılarımızın, düşlerimizin anlamında boğuluyoruz her geçen gün. 30 madenci... 1,5 yıl önce o madenlerde işe girmek için sıraya girmiş 40 bin kişi. ve bugüne kadar madene bağlı olarak ölmüş 5 bin kişi... yaşamaya devam... acı bize uzak nasıl olsa, nasıl olsa vicdanımız nasırlaşıyor biz inkar etsek de...nasıl olsa onlar madenci adlarını bilmediğimiz, 'bizim' örgütlerimizden tanımadığımız... ben bu satırları yazarken çalışma bakanı açıklama yapıyor. "bir ara gaz değerleri yükselmiş. sonra normal değerlere düşmüş...." sayın bakanlar her zaman olduğu gibi bakmaya devam ediyorlar. bugüne dek yaşanan grizu patlamalarında sorumlunun olmayışı, "işin doğası gereği" denerek kapatıldığı gibi... nasıl olsa alışkınız biz ölmeye, nasıl olsa bizden çok var dışarıda...

2 Ağustos 2009 Pazar

KAÇAK MADEN OCAĞINDA ÖLÜM



Türkiye Komünist Partisi (TKP) İl Başkanlığı, 17 yaşındaki Yıldız Tutal'ın kaçak ocaktaki göçükte yaşamını yitirmesi üzerine yetkili ve sorumluları eleştirdi.TKP İl Başkanı Sami Baykut, "kaçak ocak faciası" konusunda şu görüşleri dile getirdi;
"KAÇAK OCAKLAR, NEDEN YKILMADI?""29 Temmuz 2009 tarihli yerel gazetelerde ve TRT-2'de Zonguldak ile ilgili bir haber yer aldı. Özetle, 'Merkez ilçeye bağlı Dilaver Mahallesi Güntepe Sokak'taki kaçak kömür ocağında meydana gelen göçükte, 1 işçi öldü, 1 işçi sağ kurtarıldı' idi haber. Duyanlar, okuyanlar; 'Yine mi Zonguldak, yine mi can kaybı?' diye sormuşlardır mutlaka. Üstelik ölen işçi kardeşimiz Yıldız Tutal, 17 yaşında. 17 yaşındaki bir çocuğun ocakta işi ne peki?.. 'Çalışması için başka iş olanağı olmayınca; ilgililer yasaları uygulamakta yetersiz kalırsa, olacağı bu' deyip yuvarlamak kolay elbette. Peki, 2008/8 Nolu Valilik Genelgesi, laf olsun diye mi yayımlandı? Hani bu genelgenin değişik 2'nci maddesi uyarınca izinsiz kaçak-kömür ocakları fiziki olarak mühürlenme imkanı olmadığı için, madencilik mevzuatına göre TTK Genel Müdürlüğü'nce kullanılamaz hale getirilecekti?"
"İNSANLAR ÖLÜMETERKEDİLİYOR""5 ayı aşkın bir süre önce, Vali Erdal Ata, kaçak ocaklarda meydana gelen kaza ve ölümlerle ilgili olarak ilgililerin bir kısmıyla (bu toplantıda taşeron ocak sahipleri ile kaçak (!) ocak sahipleri yoktu) yaptığı toplantıda, 'En çok kaza ve ölümler Zonguldak'ta' saptaması basına ve kamuoyuna yansımıştı. Biz de sormuştuk; 'Aradan 5 ay geçti, peki ne değişti, ne gibi önlemler alındı, neden hala insanlar bu ocaklarda ölüme terk edilmiş durumda?' diye. İşte ilgililerin tüm açıklamalarına inat bir kaza ve bir can yitimi daha. Yine kaçak ocak faciası... İlgililerden, yetkililerden ve sorumlulardan çıt yok.""DAHA NE KADAR CANA KIYILACAK?""Yıllar önce yurda kaçak giren silahlarla ilgili olarak, Uğur Mumcu, 'Bu nasıl iş, güvenlik birimleri bilmiyor, Gümrük Bakanlığı-İçişleri Banlığı bilmiyor, Nüfus Müdürlüğü'ne mi soralım?' diye yakınmıştı bir açık oturumda. Zonguldak'ın her yanı kaçak ocak cenneti haline gelmiş, TTK seyrediyor (gerekçe kaçak ocak sahiplerinin mukavemeti ve tehditleri), peki; diğer sorumlu ve yetkililer ne yapıyor? Yetmedi mi beyler? Daha ne kadar cana kıyılması bekleniyor? Ya da, kim dur diyecek bu kıyıma? Bütün bunlardan mahalle muhtarları mı sorumlu yoksa?"


(01.08.2009 Tarihli Önder Gazetesi'nden alıntı)

24 Eylül 2008 Çarşamba

bir madenci daha ...düştü yaşam dalından

uşak'ta bir madende 17 yaşında bir işçi öldü, 2 mühendis ve 2 işçi yaralandı.
uşak merkez paşacıoğlu köyündeki maden ocağında patlatma işlemi için hazırlanan maddenin patlaması sonucu 17 yaşındaki ferdi güz yaşamını yitirdi.

kaynak: 23 eylül 2008 tarihli BİRGün Gazetesi , sf.4

işin kötü yanlarından biri de 18 yaşından küçüklerin madenlerde çalıştırılamayacağına ilişkin 4857 sayılı iş kanunu'nda kesin hüküm var. benzer bir olay da zonguldak'ta yaşanmış ölen çocuğun tamir işleri için yerüstü işlerinde çalıştırıldığı söylenmişti. bölge çalışma müdürlüğü ise; ölümün göçük altında kalma sonucu gerçekleştiğini raporuna eklemişti.
peki yasalar yalnızca emekçilere, yoksullara, köylülere, işsizlere mi uygulanacak? uygulanmıyorsa yasalar o zaman emekçiler, yoksullar, işsizler, köylüler olarak bu yasaları uygulatmanın yolunu bulmalıyız. hiç olmazsa çocuklarımız için, hiç olmazsa iş güvenliği önlemleri için.

YEDİ MART SEKSENÜÇ ÜÇ MART DOKSANİKİ VE TÜM MADEN ŞEHİTLERİNE

hangi köyün yüreği / hangi ananın gözyaşları / tutabilir yasınızı // bilmem kaç yedi kat altında / yatarken yerin / okuttular kur’an’ınızı / yatış şeklinizi bile bilmeden // ilk size kuruldu/ cenazesiz gömütlükler/ -dünyada yüreğim gömüt size-// bilmem kaç yedi kat altında yerin / yatarken sizler / yemin ettim böylesinin sürmeyeceğine // yemin ettim/ yatış şeklinizi bilmeden// bilin ki dostlarım / dimdik ve ayaktasınız / yüreğim gömüt size...// Armutçuk-Kozlu 10/03/92 / salim çalık / GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.36)

geleceğe dikiliyor gömüt taşları



biliyorum
kendisini kirleterek tükeniyor
umutla süslenmiş gelecek günler

şimdi
bir bir içime gömülüyor
yaşamda alacağı kalan çocuklar
ömrü metaya değişilen işçiler
içime gömülüyor
töreye kurban edilen kadınlar
ve karşılıklı dağlara sürülüyor gençler
gömüt taşları geleceğe dikiliyor
gömüt taşları iki parça yüreğime

şimdi
tepeden tırnağa utançla
__ipe çekiyorum mutluluk düşlerimi
acı ve hüzün ötesi yaralı duygularla
__tenime gömüyorum gülüşlerimi

………………kasım-aralık 2007
salim çalık