HOŞ GELDİNİZ

maden ve madenciliğe ilişkin yazı, fotoğraf, belge ve bilgilerin paylaşılması amacıyla hazırladığım bu sayfaya isteyen herkes katkı sunabilir. bilgi örgütlendikçe anlam kazanır, insan öğrendikçe...

soma madeninde katliam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soma madeninde katliam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2015 Salı

1983'te grizudan sağ kurtulan salih kılavuz'un tanıklığından bir bölüm


07 mart 1983 armutçuk (kdz ereğli) grizusu yaşandığı zaman türkiye madencilik tarihinin en büyük iş cinayeti olarak kayıtlara geçti...

yönetenler ders almadığı, sendika üzerine gitmediği için yine aynı kurumun kozlu ocağında 03 mart 1992 tarihinde (yaşandığı zaman) türkiye madencilik tarihinin en büyük iş cinayeti olarak kayıtlara geçti... sonra;

yeniçeltek, afşin elbistan, mustafa kemalpaşa, dursunbeyli, karadon, kozlu.. sonra;

soma, yaşandığı zaman türkiye madencilik tarihinin en büyük iş cinayeti olarak kayıtlara geçti... sonra; ermenek...

kitleler halinde madenciler öldürülmeye devam edildi. sorumlu olanlar değişti, sömürenler ve ölenler değişmedi..

yalnızca zonguldak madenlerinde bugüne kadar (bilinen) 5000 kişinin öldüğü, yaklaşık 350 bin kişinin yaralandığı düşünülürse gerçekte yaşananlar daha iyi anlaşılır sanırım...

herkesin "bir daha olmaması için" yalnızca temennide bulunup somut adım atmaması nedeniyle, madencilerin "ölmek istemiyoruz" diyerek ayağa kalkmaması ve kazmasını masaya vurmaması nedeniyle yüzlerce madenci öldü...
 
salih kılavuz resmi kayıtlara göre 103 kişinin öldüğü 07 mart 1983 grizusundan sağ kurtulan madencilerden. kendine gelip de olağan yaşamına dönünce, grizu öncesi ve sırasında gördüklerini, bildiklerini gazetecilere anlattığı için neredeyse "canı okunmuş" bir madenci... emekli olduktan sonra da 1983 yılından bu yana anlattıklarını anlatmaya devam etti...

yaklaşık 1 saatlik röportajdan kısa bir bölüm bu izledikleriniz. bu kadarı bile bir çok sorumuza yanıt vermemize yeter sanıyorum...

evimizdeki ışıkta, ısıda; bacaları tüten fabrikalarda madencinin çıkardığı kömür, o kömüre karışmış kanı, canı, alınteri var... saygıyla anıyorum...

salim çalık



24 Şubat 2015 Salı

meslek olarak "sendikacılık" örneği / türkiye maden iş

Genel Başkan: Her ay net 8815 TL
Genel Başkan Yardımcısı: Her ay net 8750 TL
Genel Sekreter: Her ay net 8750 TL
Genel Mali Sekreter: Her ay net 8750 TL
Genel Teşkilat.Sekreteri: Her ay net 8750 TL
Genel Toplu İş Söz. Ve Mev.Sek.: Her ay net 8750 TL
Genel Eğitim ve Araştırma Sek.: Her ay net 8750 TL

Şubede 5 profesyonel sendika yöneticisi varsa, her birine her ay net 8445 TL.
Şubede 4 profesyonel sendika yöneticisi varsa, her birine her ay net 8380 TL.
Şubede 3 profesyonel sendika yöneticisi varsa, her birine her ay net 8330 TL.
Şubede 2 veya 1 profesyonel sendika yöneticisi varsa, her birine her ay net 8260 TL... Bu net aylıklar, 2011 yılı Haziran ayındaki miktarlar.

2011 haziran ayından bugüne kadar enflasyon oranında zam aldıklarını varsaysak şu an yaklaşık olarak 10 BİN TL. aylık ücret alıyorlar.

genel başkan her ay 6 BİN TL net sosyal yardım.
diğer tüm yöneticilere her ay 4.500 TL. net sosyal yardım.

tüm profesyonel yöneticiler sosyal yardımların dışında maaşları tutarında yılda 4 ikramiye.... yurtdışı gezilerde günde 350 euro harcırah...

iş ilanından değil bu yazdıklarım. türkiye maden iş sendikası yöneticilerinin yaptıkları (yani yapmadıkları) sendikacılığın karşılığında aldıkları ücretlerin dökümü...

yanarak, boğularak ölen 301 madencinin üyesi oldukları sendika yöneticilerinin ücretleri bunlar... işten çıkarılan 3000 madencinin üyesi olduğu;
türkiye maden iş sendikası'nın yöneticilerinin...

genel kuraldır; insanlar ya yaşam biçimlerine göre düşünür ve eylemde bulunur, ya da düşündüğü gibi yaşar ve davranır. türkiye sendikal hareketinin en büyük açmazlarından biridir bu. sendikalar rahat etmenin, fiziki olarak çalışmaktan kurtulmanın yanında varsıllaşmanın da kaynağına dönüştürülüyor...

işyerinde örgütlülük olmadığında, sendika yöneticisi olarak seçilenler seçenler tarafından denetlenmediğinde sendikal bürokrasiyle birlikte bir soygun da beraberinde geliyor...
1500- 2000 TL. ücret karşılığında ölümle kol kola yerin altına inen madenciden kesilen aidatlarla (yaklaşık) 10 BİN tl. maaş, yıllık 40 BİN tl. ikramiye, yıllık 55 BİN - 72 BİN tl. arasında sosyal yardım almak; nedir bunun adı? bildiğimiz klasik anlamda sarı sendikacılık nitelemesi bile çok bunlara ve benzerlerine...

yine sendikaların genel kurulları yapılıyor. delegelerin hiç olmazsa faaliyet raporlarıyla birlikte gelir gider tablolarını da okumaları ve sormaları gerekiyor. yerin altında ölüm pahasına kömür kazanla yerüstünde sıcak koltuklarında SENDİKACILIK yapanların ücretleri arasındaki uçurumu sorgulamalılar... ve "hiçbir sendikacı en yüksek işçi maaşından fazlasını almamalıdır." diyerek İSYAN etmeliler...

salim çalık



24 Haziran 2014 Salı

iş cinayetlerine, özelleştirmeye, taşeronlaştırmaya hayır! 23.06.2014 soma



soma'da özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı yapılan mitingden görüntüler...

mitingde en dikkat çekici şeylerden biri; soma'da yaşamını yitiren madencilerin yakınları ve iş arkadaşlarının dinmeyen öfkesi ve hesap sorulması yönündeki taleplerini dile getirdikleri slogan ve dövizleriydi.

öl-dürül-en madencilerin adlarının yazılı olduğu baretlerle yürüyen ailelerin ve arkadaşlarının akp iktidarına, maden ocağı işletmecilerine ve sendikaya olan tepkileri-öfkeleri yürüyüş sırasında ve miting alanında da kendini gösteriyordu. yürüyüş başladıktan sonra kent merkezindeki madenci anıtı'nın önüne gelindiğinde maden işçileri ve ölen madenci yakınları yoğun olarak "TÜRK İŞ İSTİFA" ve "SENDİKA DIŞARI" sloganları attılar. buradaki tartışma ve gerginlik sendikayla hesaplaşmanın ileriye bırakılması, mitingde taleplerin dile getirilmesi, yitirilen madencilerin anılması ve geride kalanların seslerinin duyurulması kararıyla yine madenciler tarafından giderildi...


manisa dışındaki türk iş'e bağlı sendikaların da dayanışma amacıyla destek verdiği mitingde en dikkat çekici durum;

1) türk iş yönetiminin, mitinge katılan sendikaların genel merkez yöneticilerinin (temsilen 1 veya 2 kişi dışında), belediye başkanlarının, chp milletvekili özgür özel ve mhp manisa milletvekili erkan akçay dışındaki bölge milletvekillerinin katılmamalarıydı...

2) katılan sendikacılardan konuşmacı olarak yalnızca türkiye maden iş 1 nolu şube başkanının kürsüye çıkması, türkiye maden iş genel merkez yöneticilerinin konuşma yapmaması oldu. belki de bu durumu en iyi özetleyen ve açıklayan konuşmayı (o da işçilerin ve ölen madenci yakınlarının tertip komitesini zorlamalarıyla kürsüye çağrılan) özgür özel yaptı. özel kısaca; (mealen) "... bu mitingi sendikanın da bir özeleştirisi olarak görmek istiyorum... 3 s'dir yaşanan acıların sorumlusu. siyaset, sermaye ve sendika işbirliği... bunların kendi işlerini yapmalarını sağlamadan, görev ve sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlamadan ölümleri durduramayız .." dedi.

3) soma esnafının bir bölümü kepenk kapatarak eyleme destek vermesine rağmen (halkın da) mitinge katılmamasının arkasında sendika yönetimlerinin yanlışlarının yattığı, yoğun bir güvensizlik duydukları görülüyordu. öyle ki; bu mitingi maden iş sendikası'nın kendisini kurtarma, ajitasyon yoluyla kendini tahkim etme amacı güttüğünü belirtenler de vardı... tam da bu noktada; "soma uyuma madencine sahip çık" sloganı atan kitlenin (istifasını istemiş olsa da) türk iş yönetiminin alanda olmayışını, belediye başkanlarının, milletvekillerinin destek vermeyişini daha güçlü biçimde dile getirmeyişleri, bu çelişkiyi açığa çıkaramayışları önemliydi.


4) mitinge katılım beklenen sayının altında görünse de, katılan kitle İŞ CİNAYETLERİNE, ÖZELLEŞTİRMELERE, TAŞERONLAŞTIRMAYA KARŞI savaşım için kararlı olduğunu, tek sorunun sınıf temelinde politikalarla, dayanışma ilişkileriyle emekçilere gidilmemesi olduğunu gösteriyordu.

5) türk iş yönetiminin fiziki ve fiili olarak destek vermediği mitingde, kürsüden hedef olarak yalnızca siyaseti ve sermayeyi hedef olarak gösteren sunucu "neredeler?" diye sorarken; türk iş yöneticilerini, destek veren sendikaların genel merkez yöneticilerini sormaması da çelişki olmanın ötesinde şeylere işaret gibiydi...

salim çalık

6 Haziran 2014 Cuma

maden şehitlerine, madenciye


ÖNERİLER

Tüm işletmelerdeki iş güvenliğinden sorumlu müdür, başmühendis ve mühendisler görev yaptıkları işletmenin değil Çalışma Bakanlığı’nın kadrosunda olmalıdır. Böylece işten atılma, sosyal haklar, terfi gibi endişelerden uzak ve doğrudan bakanlığa karşı sorumlu olacağından gerekli önlemlerin alınması için müdahalede bulunabilecektir. (Bu personellerin maaşları çalıştıkları firma tarafından Çalışma Bakanlığı’nın hesabına yatırılabilir.)

Bakanlık bünyesinde işyeri denetimleri için kurulacak birimlerde; ilgili işyerindeki işçi ve kamu sendikalarının, meslek örgütlerinin temsilcilerinin bulunması sağlanmalıdır.

Özel ocaklar başta olmak üzere belirlenen eksiklikler grizu ve göçüğe neden olabilecek durumdaysa üretim durdurulmalı, bu eksikliklerin giderilmemesi durumunda maden işletmesi kamulaştırılarak çalışan işçilerin işsiz kalması önlenmelidir.

Kamuya ait ocaklar da dahil, taşeronlaştırmadan ve özelleştirmelerden vazgeçilmelidir. Aynı işyerinde birden fazla şirketin bulunması iş uyumunu ve ana işverenin denetimini engellemektedir.

Taşeronların çalıştığı ve neden oldukları kazalar sonrası ortaya çıkan tüm maddi ve manevi kayıplar, ocakta meydana hasar ve iş kayıplarının bedeli taşerondan tahsil edilmelidir.

Grizu ve göçükler başta olmak üzere iş kazaları sonrası görülen mahkemelerde işçi ve kamu sendikaları müdahil olmalıdır.

Sendikalar imzaladıkları toplu iş sözleşmelerinde iş güvenliğini düzenleyen maddelere sendika ve meslek örgütlerinin etkisini (hatta yetkisini) artıran hükümler için tüm güçlerini kullanmalılar.

Tüm maden işletmelerinde tahlisiye istasyonlarının kurulması zorunlu duruma getirilmeli, küçük ölçekli oldukları için tahlisiye istasyonu kurmaktan kaçınan fakat birbirine yakın ocakların ise ortaklaşa olarak tahlisiye istasyonları kurmaları Çalışma Bakanlığı tarafından düzenlenmelidir

salim çalık
("madenlerdeki kazaların düşündükleri" başlıklı yazımın son bölümünden alıntı)

YEDİ MART SEKSENÜÇ ÜÇ MART DOKSANİKİ VE TÜM MADEN ŞEHİTLERİNE

hangi köyün yüreği / hangi ananın gözyaşları / tutabilir yasınızı // bilmem kaç yedi kat altında / yatarken yerin / okuttular kur’an’ınızı / yatış şeklinizi bile bilmeden // ilk size kuruldu/ cenazesiz gömütlükler/ -dünyada yüreğim gömüt size-// bilmem kaç yedi kat altında yerin / yatarken sizler / yemin ettim böylesinin sürmeyeceğine // yemin ettim/ yatış şeklinizi bilmeden// bilin ki dostlarım / dimdik ve ayaktasınız / yüreğim gömüt size...// Armutçuk-Kozlu 10/03/92 / salim çalık / GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.36)

geleceğe dikiliyor gömüt taşları



biliyorum
kendisini kirleterek tükeniyor
umutla süslenmiş gelecek günler

şimdi
bir bir içime gömülüyor
yaşamda alacağı kalan çocuklar
ömrü metaya değişilen işçiler
içime gömülüyor
töreye kurban edilen kadınlar
ve karşılıklı dağlara sürülüyor gençler
gömüt taşları geleceğe dikiliyor
gömüt taşları iki parça yüreğime

şimdi
tepeden tırnağa utançla
__ipe çekiyorum mutluluk düşlerimi
acı ve hüzün ötesi yaralı duygularla
__tenime gömüyorum gülüşlerimi

………………kasım-aralık 2007
salim çalık