HOŞ GELDİNİZ

maden ve madenciliğe ilişkin yazı, fotoğraf, belge ve bilgilerin paylaşılması amacıyla hazırladığım bu sayfaya isteyen herkes katkı sunabilir. bilgi örgütlendikçe anlam kazanır, insan öğrendikçe...

grizu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grizu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2013 Cuma

4 aralık dünya madenciler günü kutlaması

….
Maden ocaklarındaki kazalarda iş güvenliği ve işçi sağlığı önlemleriyle birlikte, madenlerdeki özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının etkileri de dikkate alınmak zorunda. Kamuya ait ocaklardaki kazalarda ölüm oranları fazla gibi görünse de; çalışan işçi sayısı, üretim miktarı gibi unsurlar dikkate alındığında özel ocaklardaki kaza oranlarının çok yüksek olduğu görülecektir. Fakat neresinden bakarsak bakalım madenlerdeki kaza oranında Avrupa 1.si, dünya 3.sü olduğumuz gerçeği orta yerde duruyor.

Son yıllarda yaşanan grizu ve göçüklere bağlı kazalar kaza olmaktan çıkıp cinayete dönüşmüş durumda. Madencilik deneyimi ve birikimi olmayan şirketlere verilen galeri açma ve işletmecilik işleri, yeterli ve yerinde yapılmayan denetimler, ilgili bakanlıkların ilgisizliği, toplumun duyarsızlığı, sendikaların eylemsizliği ve suskunluğu bu cinayetlerin kanıksandığını da gösteriyor.

DENETİMSİZLİK ve KADERCİLİK

Çalışma Bakanlığı görünürde ocakları denetliyor. Fakat bu denetimler sonrasında bile büyük çaplı grizu ve göçüklerin (Balıkesir- Dursunbeyli, Bursa- Mustafa Kemal Paşa) yaşandığı gerçeği  şirketlerin korunduğu, işçilerin kar hırsına ve  üretimin artırılmasına kurban edildiğini kanıtlıyor adeta.

17 mayıs 2010 tarihinde TTK’ya bağlı Karadon Müessesesi’nde taşeron şirketin galeri açma işini yaptığı ocakta meydana gelen patlama sonrası başbakanın “mesleğin doğasında var” diyerek madencilerin ölümünü kadere bağlaması, çalışma bakanının “güzel öldüler” diyerek adeta dalga geçmesi denetimsizliği ve kaderciliği veciz biçimde dile getirmiş oldular.

Sendikaların ve meslek örgütlerinin bu kazalar sonrası açılan davalarda müdahil olmamaları ise üzerinde düşünülmesi gereken en önemli konu belki de…
Kağıt üzerinde tüm işletmelerde iş güvenliği birimleri var. Fakat birçok maden işletmesinde grizu ve büyük çaplı göçüklere müdahale edebilecek tahlisiye birimleri yok. (Bu nedenle özel ocaklardaki grizu ve göçüklere müdahale için öncelikle TTK birimleri gönderiliyor.)
İşletmelerdeki iş güvenliği mühendis ve personeli o işletmenin çalışanı. Dolayısıyla maaşını, ek ödemelerini, terfisini vb. yapan işverenin iş güvenliği önlemleri başta olmak üzere, eksikliklerini, araç gereç gereksinimini, tehlike anında işin durdurulup ocağın boşaltılmasını sağlaması oldukça zor.

ÖNERİLER

Tüm işletmelerdeki iş güvenliğinden sorumlu müdür, başmühendis ve mühendisler görev yaptıkları işletmenin değil Çalışma Bakanlığı’nın kadrosunda olmalıdır. Böylece işten atılma, sosyal haklar, terfi gibi endişelerden uzak ve doğrudan bakanlığa karşı sorumlu olacağından gerekli önlemlerin alınması için müdahalede bulunabilecektir. (Bu personellerin maaşları çalıştıkları firma tarafından Çalışma Bakanlığı’nın hesabına yatırılabilir.)
Bakanlık bünyesinde işyeri denetimleri için kurulacak birimlerde; ilgili işyerindeki işçi ve kamu sendikalarının, meslek örgütlerinin temsilcilerinin bulunması sağlanmalıdır.

Özel ocaklar başta olmak üzere belirlenen eksiklikler grizu ve göçüğe neden olabilecek durumdaysa üretim durdurulmalı, bu eksikliklerin giderilmemesi durumunda maden işletmesi kamulaştırılarak çalışan işçilerin işsiz kalması önlenmelidir.

Kamuya ait ocaklar da dahil, taşeronlaştırmadan ve özelleştirmelerden vazgeçilmelidir. Aynı işyerinde birden fazla şirketin bulunması iş uyumunu ve ana işverenin denetimini engellemektedir.
Taşeronların çalıştığı ve neden oldukları kazalar sonrası ortaya çıkan tüm maddi ve manevi kayıplar, ocakta meydana hasar ve iş kayıplarının bedeli taşerondan tahsil edilmelidir.
Grizu ve göçükler başta olmak üzere iş kazaları sonrası görülen mahkemelerde işçi ve kamu sendikaları müdahil olmalıdır.

Sendikalar imzaladıkları toplu iş sözleşmelerinde iş güvenliğini düzenleyen maddelere sendika ve meslek örgütlerinin etkisini (hatta yetkisini) artıran hükümler için tüm güçlerini kullanmalılar.
Tüm maden işletmelerinde tahlisiye istasyonlarının kurulması zorunlu duruma getirilmeli, küçük ölçekli oldukları için tahlisiye istasyonu kurmaktan kaçınan fakat birbirine yakın ocakların ise ortaklaşa olarak tahlisiye istasyonları kurmaları Çalışma Bakanlığı tarafından düzenlenmelidir.


salim çalık

(not:4 aralık 2013'te "dünya madenciler günü" kutlamasında kandilli dayanışma evi adına yaptığım konuşmanın bir bölümüdür)
















10 Nisan 2013 Çarşamba

ÖFKELİYİZ !!!!


bilmezsiniz ki

tek başına bir bakış mıdır
                kapılarda asılı duran
bu gözler

siz bilmezsiniz ki
                içinde ölüm de olan
                               kafeslere binmeden
sevdiğinden bir parça alır
                yanlarında taşır madenciler

tek başına bir veda mıdır
                dudaklara kazınmış
                               bu hoşça kal
siz bilmezsiniz ki
kocası eve dönemeyen bu kentin kadınlarını
babası ocakta kaldığında ölümü öğrenen çocukları

siz bilmezsiniz ki
ışığınıza ve ısınıza
                kaç can karıştığını 
                                              
                                                                              19.01.2012 / salim çalık

07 nisan 2013 Vicdan ve Adalet Nöbeti basın açıklamasından;
"...
ÖFKELİYİZ,
iş cinayetlerini kader deyip geçiştirenlere,
..."




..."ÖFKELİYİZ, aynı işyerinde iki defa, iş güvenliği olmadığı gerekçesiyle iş bıraktıkları halde işçilerin sözlerini, endişelerini dinlemeyenlere,
..."



 zonguldak merkezindeki madenci şehitliğinde 1848'den günümüze kadar iş cinayetlerine kurban edilen 5000 madencinin adları yazılı... iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin adlarının yazıldığı ve adına şehitlik denilen anıtların bulunduğu başka kaç kent var ülkemizde...
adlarını unutmamak, unutturmamak için yapıldığı varsayılan madenci şehitliğinde 1848'den bugüne ölenlerin adlarının yazıldığı bronzların çakıldığı duvarların yanında 2 tane de boş duvar var. sanki ölümler devam edecek der gibi...(s.çalık)






 "...
Nihat Zeybekci adlı adlı AKP'li vekil "iş kazaları"nı "medeniyet göstergesi" olarak niteleyen bir twit atmakta...
Çalışma Bakanı, cinayet yerini daha önce denetlediklerini, eksiklikler bulduklarını ve para cezası kestiklerini anlatmakta kameralar karşısında...
..."


"... ÖFKELİYİZ, Mart 1992'de 263 işçinin, Nisan 1983'te 10 işçinin hayatını kaybettiği Kozlu'da, Ocak 2013'te 8 kardeşimizin hayatını kaybetmesine göz yumanlara,
..." 
ÖFKELİYİZ, Mayıs 2010'da Karadon'da 30 işçi, Şubat 2010'da Dursunbey'de 13 işçi, Aralık 2009'da Mustafakemalpaşa'da 19 işçi, Haziran 2006'da yine Dursunbey'de 17 işçi, Nisan 2005'te Gediz'de 18 eşçi, Eylül 2004'te Küre'de 19 işçi, Mart 1983'te Armutçuk'ta 103 işçi, Mart 1995'te Sorgun'da 37 işçi, Kasım 2003'te Karaman'da 10 işçi, Ağustos 2003'te Aşkale'de 8 işçi, Temmuz 2010'da Keşan'da 3 işçi, Temmuz 1983'te Yeni Çeltek'te 5 işçi, 3 Mart 1992'de yine Kozlu'da 263 işçi hayatını kaybetti ve daha niceleri..."

                    ÖFKELİYİZ !!!

8 Ocak 2013 Salı

MADEN OCAKLARINDAKİ KAZALARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı Kozlu Müessesesi’nde meydana gelen metan degajı (ani metan basıncı ve buna bağlı göçük, zehirlenme) sonrası 8 maden işçisi yaşamını yitirdi. Bu satırların yazıldığı sıralarda metan degajının olduğu alanda ulaşılamayan işçilerin bulunduğu ve ölü sayısının artabileceği belirtiliyordu.

Maden ocaklarındaki kazalarda iş güvenliği ve işçi sağlığı önlemleriyle birlikte, madenlerdeki özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının etkileri de dikkate alınmak zorunda. Kamuya ait ocaklardaki kazalarda ölüm oranları fazla gibi görünse de; çalışan işçi sayısı, üretim miktarı gibi unsurlar dikkate alındığında özel ocaklardaki kaza oranlarının çok yüksek olduğu görülecektir. Fakat neresinden bakarsak bakalım madenlerdeki kaza oranında Avrupa 1.si, dünya 3.sü olduğumuz gerçeği orta yerde duruyor.

Son yıllarda yaşanan grizu ve göçüklere bağlı kazalar kaza olmaktan çıkıp cinayete dönüşmüş durumda. Madencilik deneyimi ve birikimi olmayan şirketlere verilen galeri açma ve işletmecilik işleri, yeterli ve yerinde yapılmayan denetimler, ilgili bakanlıkların ilgisizliği, toplumun duyarsızlığı, sendikaların eylemsizliği ve suskunluğu bu cinayetlerin kanıksandığını da gösteriyor.

DENETİMSİZLİK ve KADERCİLİK
Çalışma Bakanlığı görünürde ocakları denetliyor. Fakat bu denetimler sonrasında bile büyük çaplı grizu ve göçüklerin (Balıkesir- Dursunbeyli, Bursa- Mustafa Kemal Paşa) yaşandığı gerçeği  şirketlerin korunduğu, işçilerin kar hırsına ve  üretimin artırılmasına kurban edildiğini kanıtlıyor adeta.

17 mayıs 2010 tarihinde TTK’ya bağlı Karadon Müessesesi’nde taşeron şirketin galeri açma işini yaptığı ocakta meydana gelen patlama sonrası başbakanın “mesleğin doğasında var” diyerek madencilerin ölümünü kadere bağlaması, çalışma bakanının “güzel öldüler” diyerek adeta dalga geçmesi denetimsizliği ve kaderciliği veciz biçimde dile getirmiş oldular.
Sendikaların ve meslek örgütlerinin bu kazalar sonrası açılan davalarda müdahil olmamaları ise üzerinde düşünülmesi gereken en önemli konu belki de…

Kağıt üzerinde tüm işletmelerde iş güvenliği birimleri var. Fakat birçok maden işletmesinde grizu ve büyük çaplı göçüklere müdahale edebilecek tahlisiye birimleri yok. (Bu nedenle özel ocaklardaki grizu ve göçüklere müdahale için öncelikle TTK birimleri gönderiliyor.)

İşletmelerdeki iş güvenliği mühendis ve personeli o işletmenin çalışanı. Dolayısıyla maaşını, ek ödemelerini, terfisini vb. yapan işverenin iş güvenliği önlemleri başta olmak üzere, eksikliklerini, araç gereç gereksinimini, tehlike anında işin durdurulup ocağın boşaltılmasını sağlaması oldukça zor.

ÖNERİLER
Tüm işletmelerdeki iş güvenliğinden sorumlu müdür, başmühendis ve mühendisler görev yaptıkları işletmenin değil Çalışma Bakanlığı’nın kadrosunda olmalıdır. Böylece işten atılma, sosyal haklar, terfi gibi endişelerden uzak ve doğrudan bakanlığa karşı sorumlu olacağından gerekli önlemlerin alınması için müdahalede bulunabilecektir. (Bu personellerin maaşları çalıştıkları firma tarafından Çalışma Bakanlığı’nın hesabına yatırılabilir.)

Bakanlık bünyesinde işyeri denetimleri için kurulacak birimlerde; ilgili işyerindeki işçi ve kamu sendikalarının, meslek örgütlerinin temsilcilerinin bulunması sağlanmalıdır.

Özel ocaklar başta olmak üzere belirlenen eksiklikler grizu ve göçüğe neden olabilecek durumdaysa üretim durdurulmalı, bu eksikliklerin giderilmemesi durumunda maden işletmesi kamulaştırılarak çalışan işçilerin işsiz kalması önlenmelidir.

Kamuya ait ocaklar da dahil, taşeronlaştırmadan vazgeçilmelidir. Aynı işyerinde birden fazla şirketin bulunması iş uyumunu ve ana işverenin denetimini engellemektedir.

Taşeronların çalıştığı ve neden oldukları kazalar sonrası ortaya çıkan tüm maddi ve manevi kayıplar, ocakta meydana hasar ve iş kayıplarının bedeli taşerondan tahsil edilmelidir.

Grizu ve göçükler başta olmak üzere iş kazaları sonrası görülen mahkemelerde işçi ve kamu sendikaları müdahil olmalıdır.

Sendikalar imzaladıkları toplu iş sözleşmelerinde iş güvenliğini düzenleyen maddelere sendika ve meslek örgütlerinin etkisini (hatta yetkisini) artıran hükümler için tüm güçlerini kullanmalılar.

Tüm maden işletmelerinde tahlisiye istasyonlarının kurulması zorunlu duruma getirilmeli, küçük ölçekli oldukları için tahlisiye istasyonu kurmaktan kaçınan fakat birbirine yakın ocakların ise ortaklaşa olarak tahlisiye istasyonları kurmaları Çalışma Bakanlığı tarafından düzenlenmelidir.

salim çalık / 8 ocak 2013


4 Mart 2012 Pazar

nasırlı yüreğim


     kazmacı memed’e
     lağımcı satılmış’a
     domuzdamcı recep’e
     ve kellefiyeti bitmeyenlere

 I
kömürdendir aşı
ekmek/ ateş kömürden
ve kömüre kurulu ömür

 II
akılkarı gelmez yüzünü görmeyene
yüzyıllık miras
babadan oğula ölüm
kıza kadına yetim maaşı
olancası güvenceli iş telaşı

kurnaz tilkilerin dişlerinde
nasırlı yüreğim benim
emeği/ emekçisi melez
vatan içinde vatan kentim

 III
kömürdendir tükürdüğü balgamın yeşili
sunusu/ istemi/ umusu kömürden
yaşamak-pazarlıksız-
kazma sallayabilme gücü
dışarda ölebilme düşü yaşamak

haramiler dayatır oysa
eksi yüzden beşyüzlere doğru
dayatır torunlarına memed’in
kılık değiştirmiş ölümü
k a d ı n l a r a  a ğ ı t ı
o y y  m e  m e d  i m
e v i m i n  direği e r c e b i m

  IV
kıyılarını dolaştım soluk soluk
köylerini ilçelerini yürek yürek
nasırlı yüreğim benim
ulusların uluslara mirası
emeğin üzerinde milyonlar
ve ölüm gözlü işçi çocuklar

şehitliği kesinleşti dostların
belli çizmesinden tulumundan
gözlerine sinen metan korkusundan
belli kılık değiştirmiş ölümün gelişi
hayra alamet değil yüreğim
çığırtkan kuşlar gibi zilin sesi
zorlanıyor halatlar çekmekte kafesi

  V
bir
tek köyü yoktur şehitsiz
bir karış boşluk
gözyaşsız/ alıntersiz

  VI
yapıların da dökülüyor giysileri
emeği yapıcıların
iskeleyi deniz almış
denizcileri tarih
silolarını
boşaltmalarını eskici zaman
tarih yazılmış kangözyaşlarıyla
yazanlar acı seda olmuş kentimde

 VII
nasırlı yüreğim benim
bareti/ maskesi/ alnında lambası
dolaşıyor birinci katta
ikinci katta elektrik kesintisi
kılık değiştirmiş ölüm
çığırtkan kuşlar gibi zilin sesi

*Kellefiyet: Halkın zorunlu çalışmaya
 (Mükellefiyete) verdiği isim.

salim çalık
erkene alınmış bir ölümün ertelenmiş şiiri (s.19-20-21)

18 Mayıs 2010 Salı

nasırlı yüreğim-iz (Karadon Grizusu Ardından)



bugün saat 13:30 sularında türkiye taşkömürü kurumu karadon müessese müdürlüğü'nde yerin 540 metre altında bir grizu patlaması yaşandı. karadon müessesesi'ndeki ocakta çalışmakta olan taşeron bir firmaya bağlı çalışan 30 işçi 14 saattir yerin altında. anlatılanlara bakınca kurtulma olasılıkları her geçen dakika azalıyor.

yerel kanal 67 televizyonunun zaman zaman kuyubaşından yaptığı yayınlarda kuyubaşında bekleyen ana-babaların, sevgililerin, çocukların, yakınları ocakta çalışanların tedirgin bekleyişi ve isyanlarını dışa vurdukları feryatları ne yazık ki karadon işletmesi'nde kalıyor. tv kanalları rutin bir haber olarak geçtiler. internet siteleri de öyle. paylaşım siteleri ve site içi gruplar ise kendi dünyalarında ve gerçekliklerinde yaşıyorlar. evet zonguldak'ta patlama olmadı, yeraltında yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen 30 kişi yok. tıpkı aralık ayında bursa'daki grizu patlamasında olduğu gibi, tıpkı daha öncesinde balikesir'deki sabıkalı bir ocakta (3 yılda iki kez) grizu patladığı zamandaki gibi.

sömürü, sermaye, kapitalizm....emek, insan yaşamı, devrim... kendi iç dünyamızın terimleri bunlar. yaşanan gerçeklikle buluşmayan sözlerimizin, yazılarımızın, düşlerimizin anlamında boğuluyoruz her geçen gün. 30 madenci... 1,5 yıl önce o madenlerde işe girmek için sıraya girmiş 40 bin kişi. ve bugüne kadar madene bağlı olarak ölmüş 5 bin kişi... yaşamaya devam... acı bize uzak nasıl olsa, nasıl olsa vicdanımız nasırlaşıyor biz inkar etsek de...nasıl olsa onlar madenci adlarını bilmediğimiz, 'bizim' örgütlerimizden tanımadığımız... ben bu satırları yazarken çalışma bakanı açıklama yapıyor. "bir ara gaz değerleri yükselmiş. sonra normal değerlere düşmüş...." sayın bakanlar her zaman olduğu gibi bakmaya devam ediyorlar. bugüne dek yaşanan grizu patlamalarında sorumlunun olmayışı, "işin doğası gereği" denerek kapatıldığı gibi... nasıl olsa alışkınız biz ölmeye, nasıl olsa bizden çok var dışarıda...

11 Aralık 2009 Cuma

KAZA DEĞİL CİNAYET. 19 MADENCİ YAŞAMINI YİTİRDİ.


Dün gece Bursa'da yaşanan grizu sonrasında 19 maden işçisi yaşamını yitirdi.

Çalışma Bakanı "Bu ocak 7 ay önce denetlendi" diyerek ocak sahibinin (dolayısıyla patronların) yanında olduğunu gösterdi.

Oysa denetlemelerin nasıl yapıldığını biliyoruz. Kaldı ki; maden ocaklarında olmazsa olmaz sayılan "Tahlisiye" biriminin olmayışı, doğru düzgün eğitimli ve teçhizatlı kurtarma ekibinin olmayışını tv.lerde izledik.

Benzer faciaların (iş cinayetlerinin) yaşandığı Türkiye Taşkömürü' Kurumu'nda çalışan bir işçi olarak; 1983 Armutçuk grizusu (107 kişi öldü) ve 1992 Kozlu grizusu (263 kişi öldü) sonrası da benzer şeyleri duymuştum. 63 kişinin öldüğü Çeltek Ocağı'ndaki patlamada da...

Biz haklarımıza, en önemlisi de yaşama hakkımıza sahip çıkmazsak yaşamımızın 1 ton kömüre değişilerek, "kaçınılmaz bir kazaydı, allah'tan" , "ocak denetleniyordu" gibi açıklamalarla ölüme sürüleceğimizi görmek ve anlamak zorundayız.

Bursa'da kaza değil bir cinayet yaşandı. Bugüne kadar böylesi ciddi ve çok sayıda ölümle sonuçlanan hiçbir kazada bir kişinin bile sorumlu tutulmayıp; ölenlerin öldüğüyle, geride kalan kadınların dulluklarıyla, çocukların yetimlikleriyle başbaşa kaldığını unutmamak dileğiyle.

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

BURSA'DA MADEN OCAĞINDA PATLAMA


Bursa'da bir maden ocağında meydana gelen patlamanın ardından oluşan göçükte 19 işçinin mahsur kaldığı bildirildi.
Bursa'nın Mustafakemalpaşa İlçesi'nde Bükköy Madencilik İşletmesi'ne ait kömür ocağında şiddetli bir patlamanın ardından meydana gelen göçükte ilk belirlemelere 19 işçi mahsur kaldı, kurtarma giden 2 kişi gazdan zehirlenerek tedavi altına alındı. Patlamanın ardından yangının çıktığı maden ocağına Bursa Büyükşehir Belediyesi Sivil Savunma ekibi ile AKUT'tan ekipler sevkedildi, Zonguldak ve Tunçbilek'ten destek istendi. Olayın duyulmasında sonra ocağa akın eden işçi yakınlarının endişeli bekleyişi sürüyor. Mustafakemalpaşa İlçesi'ne 30 kilometre uzaklıktaki Alpagut Köyü yakınlarında bulunan Bükköy Madencilik İşletmesi'ne ait kömür ocağında bugün saat 19.30 sıralarında vardiyada 32 işçinin çalıştığı bir sırada şiddetli bir patlama meydana geldi. Yerden 250 - 350 metre derinlikteki patlamanın ardından oluşan göçükte ilk belirlemelere göre 19 işçi mahsur kaldı. Patlamanın ardından ocakta çıkan yangınla ortalık cehenneme döndü. Patlamanın hemen ardından ocağa giren 2 kişi, içerideki yoğun gazdan zehirlenince güçlükle dışarı çıkabildi. Oksijen verilen 2 kişi tedavi altına alındı.1985 yılından beri faaliyette olan ve daha önce meydana gelen grizi patlaması sonucu 4 işçinin hayatını kaybettiği ocaktaki patlamadan sonra bölgeye jandarma, Bursa Büyükşehir Belediyesi Sivil Savunma ve AKUT Bursa Şubesi'nden ekiplerle ambulanslar sevk edildi. Mustafakemalpaşa Kaymakamı Kazım Karabulut ile Belediye Başkanı Sadi Kurtulan da olay yerine gelerek bilgi aldı. Başkan Sadi Kurtulan, yetkilerden alınan ilk bilgilere göre 19 kişinin göçükte mahsur kaldığını ve ocağa ulaşan ilk ekiplerin hemen arama kurtarma çalışması başlattığını bildirdi. Göçüğün meydana geldiği yerde yoğun gaz kokusu nedeniyle ekiplerin müdahalede güçlük çektiği ve bu nedenle ocağa sürekli hava verildiği bildirildi. Metan gazı sıkışması sonucu meydana geldiği sanılan patlamanın duyulmasından sonra işçi yakınları da ocağa geldi. Ocak çevresinde toplanan işçi yakınlarının endişeli bekleyişi sürüyor. Jandarma ekipleri, can güvenliği ve kurtarma çalışmalarının rahat sürdürlebilmesi için olay yerinde toplanan işçi yakınları ile basın mensuplarını, ocaktan yaklaşık 3 kilometre uzaklaştırdı.



ZONGULDAK VE TUNÇBİLEK'TEN YARDIM İSTENDİ




Bursa Valisi Şahabettin Harput ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile iletişim kurularak, bu tür olaylarda daha deneyimli olan Zonguldak ve Tunçbilek'ten takviye ekiplerin de bölgeye hareket etmesinin sağlandığını açıkladı. Vali Harput, "İlk bilgilere göre, 15-20 işçinin göçük altında olduğu ifade edildi. Umarım, kurtarma çalışmaları başarılı olur. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz" dedi.



4 KİŞİ SAĞ ÇIKARILDI!




Göçükte yapılan çalışmalarda ilk kurtarma operasyonu gerçekleştirildi. 4 işçi göçükten sağ olarak çıkarıldı.




Milliyet

2 Mart 2009 Pazartesi

Unutmadık Unutturmayacağız



Anımsanacağı gibi, 7 Mart 1983’de Armutçuk’ta meydana gelen grizu faciasında 103, 3 Mart 1992 tarihinde Kozlu’da meydana gelen kazada da 263 arkadaşımız yaşamını yitirmişti. Ülke tarihinin en büyük iş kazaları olan bu faciaların üzerinden yıllar geçmiş olmasına karşın ne yazık ki olay hala aydınlatılamadı. Sonrasındaki yargı sürecinde olayın sorumluları tespit edilemediği gibi, kimi mağdurları sanık olarak ifade etmek zorunda kaldı.

Yaşadığımız bu büyük acı, şimdiye değin hep yasak savma türünden etkinliklerle anıldı. Böylesi kazaların olmaması için yapılacak büyük ölçekli çalışmaların tarihi olarak görülmesi gereken 3-7 Martlar, tevekkülle unutturulmaya çalışıldı. Genel Maden İşçileri Sendikası’nın geçmiş yönetimlerinin de çanak tuttuğu bu anlayış, havzada daha güvenlikli çalışma ortamı yaratmadığı gibi, ölümlü kazaların da önüne geçemedi. Madenci ölümleri vukuat-ı adiyeden sayılarak, topluma, adeta kanıksatıldı. Tabanın Sesi Hareketi olarak bu anlayışı reddediyoruz…

İçinde yaşadığımız bilgi çağında, her şeyin “kaçınılmaz kaza” kavramıyla açıklanmasını kabul edilemez buluyoruz. Gerek madencilik teknolojisinin eriştiği boyut, gerek geliştirilen yeni teknikler, gerekse havzanın 160 yıllık sürecinde kazanılan deneyim birikimi, bizlere, her koşulda güvenlikli çalışma ortamı yaratacak olanakları sunuyor. Bunun için kaynak ayırmak, güvenlikli çalışma koşullarını önceleyen bir anlayışa sahip olmak ve insan sağlığının korunmasını temel amaç olarak görmek gerekiyor.

Öte yandan son dönemlerde Türkiye Taşkömürü Kurumu işyerlerinde iş güvenliği konusunda olumlu adımların atıldığını, ciddi yatırımların yapıldığını gözlüyoruz. Ancak, başta organizasyon yanlışları ve üretim şevkinin kırılmasının yarattığı motivasyon bozuklukları ihmallere, ihmaller de ne yazık ki ölümlere yol açıyor. Kurumun siyasi baskılardan hızla arınıp, doğru bir motivasyonla, doğru hedeflere yönlendirilmesi güvenlikli bir çalışma ortamı için de yaşamsal önemdedir.

Ayrıca rödevanslı sahalarda çalışmalarını yürüten ocakların iş güvenliği konusunda hızla TTK standartlarına çekilmesi, göz ardı edilmemesi gereken bir konu olarak önümüzde duruyor. Bunun için öncelikle yapılması gerekeni etkin denetim çalışmaları olarak görüyoruz. Rödevanslı sahaları denetlemekle yükümlü olan yetkililerin görevlerini noksansız yapması ve saha sahiplerinin de işçi sağlığı, iş güvenliği konularında daha duyarlı olması gerekmektedir. Bu çabalar artırılmadan 3 Martların önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

Havzanın dört bir yanında canı kanı pahasına üretim yapan biz maden işçileri bir daha böylesi acıları yaşamak istemiyoruz. Bunun için 3-7 Martları unutmayacağız, unutturmayacağız. Genel Maden İşçileri Sendikası’na sesleniyoruz. 3-7 Mart tarihlerini daha güvenlikli bir çalışma ortamı için mücadele haftasına çevirelim. Anma toplantıları, iş güvenliği konulu sempozyumlar ve diğer etkinliklerle büyük acıyı toplumun belleklerine kazıyarak, ihmallerin önüne geçelim. Sizden yetkililer nezdinde girişimde bulunup, Kozlu Yeni Kuyu’nun adının bu büyük acının her zaman anımsanması için “3 Mart Kuyusu” olarak değiştirilmesini öneriyoruz… Bu küçük adım bile yaşananlardan ders çıkarmaya başladığımızın bir göstergesi olacaktır.

Bu vesileyle yeraltındaki bitimsiz enerjiyi insanlığın hizmetine sunmak için savaşırken yaşamını yitiren tüm madencileri saygı ve minnetle anıyoruz…

Tabanın Sesi Hareketi
Zonguldak






--------------------------------------------------------------------------------

3 Ağustos 2008 Pazar

YEDİ MART SEKSENÜÇ
ÜÇ MART DOKSANİKİ
VE TÜM MADEN ŞEHİTLERİNE

hangi köyün yüreği
hangi ananın gözyaşları
______________tutabilir yasınızı
bilmem kaç yedi kat altında
_______________yatarken yerin
okuttular kur’an’ınızı
yatış şeklinizi bile bilmeden
ilk size kuruldu
cenazesiz gömütlükler
-dünyada yüreğim gömüt size-

bilmem kaç yedi kat altında yerin
yatarken sizler
yemin ettim böylesinin sürmeyeceğine
yemin ettim
yatış şeklinizi bilmeden

bilin ki dostlarım
dimdik ve ayaktasınız
yüreğim gömüt size

__________Armutçuk-Kozlu 10/03/92
salim çalık
GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.36)

YEDİ MART SEKSENÜÇ ÜÇ MART DOKSANİKİ VE TÜM MADEN ŞEHİTLERİNE

hangi köyün yüreği / hangi ananın gözyaşları / tutabilir yasınızı // bilmem kaç yedi kat altında / yatarken yerin / okuttular kur’an’ınızı / yatış şeklinizi bile bilmeden // ilk size kuruldu/ cenazesiz gömütlükler/ -dünyada yüreğim gömüt size-// bilmem kaç yedi kat altında yerin / yatarken sizler / yemin ettim böylesinin sürmeyeceğine // yemin ettim/ yatış şeklinizi bilmeden// bilin ki dostlarım / dimdik ve ayaktasınız / yüreğim gömüt size...// Armutçuk-Kozlu 10/03/92 / salim çalık / GÜLMEKLE AĞLAMAK ARASI (sf.36)

geleceğe dikiliyor gömüt taşları



biliyorum
kendisini kirleterek tükeniyor
umutla süslenmiş gelecek günler

şimdi
bir bir içime gömülüyor
yaşamda alacağı kalan çocuklar
ömrü metaya değişilen işçiler
içime gömülüyor
töreye kurban edilen kadınlar
ve karşılıklı dağlara sürülüyor gençler
gömüt taşları geleceğe dikiliyor
gömüt taşları iki parça yüreğime

şimdi
tepeden tırnağa utançla
__ipe çekiyorum mutluluk düşlerimi
acı ve hüzün ötesi yaralı duygularla
__tenime gömüyorum gülüşlerimi

………………kasım-aralık 2007
salim çalık